Toplum kendinden olmayanı dışlar. İster estetik, ister kültürel, isterse de fikirsel olarak toplum kendi baskın normlarını dayatır ve bunu reddeden bireyleri dışlar. Bu normal bir şeydir, toplumlar insan doğasının kaçınılmaz oluşumlarıdır ve böyle normların varoluşu da toplumların doğasının kaçınılmaz oluşumlarıdır. Mesele ise hangi toplulukta olduğumuz ve hangi normları reddedip, hangilerini kabul ettiğimizdir. Nasılsa bir çok toplum ve normun arasında yaşıyoruz, kaçınılmaz olarak redlerimiz ve kabullerimiz olacaktır. Kişisel kabullerimiz, inançlarımız ve fikirlerimiz bizleri buna sürükler. Mesela bir Müslümanın LGBTQ+ toplumunun varoluşuna karşı duruşu hiç de pozitif olmayacaktır veya bir liberalin aşırı sol normları kabul etmemesi de bunun için iyi bir örnek olabilir. Aslında örnekler çoğaltılabilir ama anlaşıldığını düşünüyorum.
Ben bu dışlanmayı yaşayan ve tevhid inancına sahip olan insanların inzivaya çekilerek Allah'a yaklaşmaları gerektiğini düşünüyorum. Bizler bazen toplumun estetik algısından olsun, fikirsel/ideolojik durumundan olsun, kültürel yaşantısından olsun dışlanabiliyoruz. Toplum bizi giyimimizden, düşüncelerimizden veya kültürümüzden dolayı dışlayabiliyorken bizler bu baskı karşısında karşı topluma boyun eğmemeliyiz, inzivaya çekilmeli bolca Allah'ı anmalı ve kendi toplumumuzdan olanlarla bir arada olmalıyız.
Bu dünyevi toplumlardan dışlanmayı bir musibet olarak görmek yerine bir hidayet ışığı, bir nimet olarak görün...
"Dünya sizden nefret ederse, sizden önce benden nefret etmiş olduğunu bilin. Dünyadan olsaydınız, dünya kendisine ait olanı severdi. Ne var ki, dünyanın değilsiniz; ben sizi dünyadan seçtim. Bunun için dünya sizden nefret ediyor." - Yuhanna 15:18-19
"Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar