O sahneyi çok iyi somutladım:
idam günü gelip çatınca, o sevdiğim, alıştığım
giysilerimi giyeceğim: postallarımı, parka mı.
Beyaz ölüm gömleğini giydirmek isteyecekler,
giymeyeceğim. Kesin. Direneceğim ve giymeyeceğim.
öyle her zamanki eyleme gidiş tavrımla gideceğim.
Yok, tıraş falan da olmayacağım.
Gidip, oturup, önce bir sigara yakacağım
orada.
Sonra demli, sıcak, güzel bir çay içeceğim.
Ha bak, Rodrigo’nun o ünlü gitar konçerto03-
sunu dinlemek isterim orada. Bak, bunu çok isterim.
Sanırım, asılacak bir insanın son isteğini
geri çevirmezler. Bunu isteyeceğim.
Avukatlarımın idamda bulunma hakları var.
Onların orada olmalarını isteyeceğim; kesin isteyeceğim.
Gelecekler. Gelmeleri gerek. Sırf olaya
tanıklık etmeleri için. Bu işler olup biterken,
bizim öldürülme olayımıza tanıklar gerek. Çünkü
bizden sonrakilere umut verecek bu sahne.
Asılışımız gürültüye gitmemeli.
İpe nasıl gittiğimizi,gelecek kuşaklara anlatacak doğru dürüst,
güvenilir görgü tanıklar bulunmalı orada.
Bir devrimcinin ölümü bile, normal eyleminden,
normal mücadelesinden soyutlanamaz.
Bir de kendim çıkıp urganı kendim geçireceğim
boynuma. Bunu çok istiyorum. Cellat fa lan
sokmayacağım yanıma. İğrenç bir şey.
Ve dönüp oradaki heriflere diyeceğim ki:
«Burada ölen yalnızca benim bedenimdir, ki zaten