M.Ö 79 da Vezüv yanardağı nın patladığı zamanda Pompei şehrinin sosyokültürel, dinsel ve mimari yapısını çok güzel bir hikaye eşliğinde öğrenmek isterseniz bu kitabı okuyun derim. O zamanlarda Roma-Yunan kültürlerinin özellikleri,
insanların hayata bakış
şekilleri, evlerin, hamamların, tapınakların mimarisi, Hristiyanlık ın yeni yeni ortaya çıkışı ve tabii ki aşkın kutsallığı, tutkusu... tüm bunlar akıcı ve sade bir dille anlatılmış. O dönem ile ilgili genel bir bilgim olsun isterseniz tavsiye ederim.
Bu kaplumbağa, hiç durup dinlenmeyen bir seyyahtı. Kendi belirlediği rotada, sabırla ve acıyla ilerliyor, etrafında olanlara hiç bir ilgi göstermiyordu. Adeta içinde bir filozof gizliydi! Altında ısındığı güneş, her gün ıslandığı su, içinde belli belirsiz nefes aldığı hava, onun en temel ve değişmez lüksleriydi. Dindar bir aziz, akıllı bir bilge, umutlu bir aşık gibi kendini kabuğuyla örtmüştü.