Çünkü kitapta yazılanlar doğruysa, o sayfalarda okuduğum gibiyse hayat, öyle bir dünya mümkünse, niye hâlâ herkesi camiye gidiyor, kahvede laklak edip pinekliyor ve her akşam bu saate sıkıntıdan patlamamak için televizyonun başında oturuyordu, bu hiç anlaşılmıyordu.
Bir yolculuk vardı, hep vardı, her şey bir yolculuktu. Bu yolculukta beni hep izleyen, en olmadık yerde karşıma çıkıverecekmiş gibi yapan, sonra kaybolan, sonra kaybolduğu için de kendini aratan bir bakış gördüm; suçtan günahtan çoktan arınmış yumuşak bir bakış…
Ben o bakış olabilmek isterdim. O bakışın gördüğü dünyada olmak isterdim. O kadar çok istedim ki bunları, o dünyada yaşadığıma inanasım geldi..
Ve şimdiye kadar hiç duymadığım bir yalnızlık duygusuna kapıldım.Sanki dilini, alışkanlıklarını, coğrafyasını bilmediğim bir ülkede yapayalnız kalmıştım