Fâni olan şeyleri ebedî kılma arzumuz yüzünden acı çekiyoruz. Kuşlar ötüyor: Her şey geçici. Gerçek değil hiçbiri. Geride bırakamayacağımız ne bir insan var aslında ne de bir mekân. Her şeyin kesin ve net olmasına duyduğumuz saplantıdan dolayı zihinsel bir köleliğe itiliyoruz.
Kışta kıyamette çırılçıplak kalmış gibi... Bir an önce ısınacak yer bulamazsa kalbi soğuktan duracaktı. Daha fazla dayanamıyordu. Hain gözyaşları, yetiş bu âciz insanoğlunun imdadına!
Duygusallık bir ahtapot gibi ıslak kollarıyla onu sarıp sarmalamış, soluğunu kesmeye başlamıştı. eline geçen ilk şeyle -bir çift temiz çorap- gözyaşlarını sildi.