SedaNur

"Bakın,Allah'ın Elçisi'nin huzurunda seslerini kısanlar var ya,işte onlar kalpleri,kendisine karşı sorumluluk bilinci ile (doldurularak) Allah tarafından sınananlardır; onlar için bağışlanma ve büyük mükafat vardır." (Hucurat,2-3) Âyeti nazil olduktan sonra Abdullah b. Zübeyr şöyle demiştir: "Bu âyet nazil olduktan sonra Ömer b. Hattab,Hz Peygamber sallallahu aleyhi veselleme bir şey söyleyeceği zaman,sanki bir sır söylüyormuş gibi fısıldayarak konuşurdu. Sesini o kadar kısardı ki bazı sözleri anlaşılamaz ve tekrarlanması istenirdi. Hadis Âlimi imam Zehebi büyük Âlim Muhammed b. Sirin'in biyografisinde şunları kaydeder: "Bekkâr b. Muhammed,Abdullah b. Avn'dan şunu nakletmiştir: "Muhammed b. Sirin, annesinin yanında olduğu zamanlarda sesini o kadar kısardı ki,onu tanımayan biri kendisini görse,hasta olduğu için sesinin çıkmadığını sanırdı." "Bir gün annesi Abdullah'ı çağırdı. Abdullah annesine cevap verirken sesini yükseltmişti. Akabinde hemen korkuya kapıldı ve iki köle azat etti."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ses tonumuz
Sahihi Buharî'de yer alan bir Hadisi Şerif şöyledir: "Abdullah bin Zübeyr Radiyallahu anh, 'Siz ey imana ermiş olanlar! Sesinizi peygamber sallallahu aleyhi vesellemin sesinden daha fazla yükseltmeyin,birbirinizle yüksek sesle konuştuğunuz gibi onunla konuşmayı, yoksa bütün (güzel ve iyi) işleriniz, siz farkında olmadan boşa gitmiş olur.
Oğlu İbrahim'in vefatında hz peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur: "Elbette göz,yaş akıtır,kalp üzülür. Fakat biz her halükarda ancak Rabbimizin razı olacağı sözü söyleriz. Ey İbrahim,biz elbette ayrılığınla üzüntülüyüz." Taziye sırasında ilk örnek Müslüman nesillere ait,merhumun ailesinin acısını hafifletecek sözlerden de hatırlatmalar yapman iyi olur. Hz ömer Radiyallahu anh şöyle demiştir: "Her gün falan ve falan kimseler vefat etti" deniliyor. Bir gün elbette "Ömer vefat etti" de denilecektir." Yine Raşid Halife Ömer b. AbdulAziz'in: "insanın kendisiyle ilk insan Hz Adem aleyhisselam arasında gelmiş geçmiş ne kadar atası varsa onların da hepsi ölümle karşılaşmış ve hayata veda etmiştir." Sözünü hatırlatabilirsin. Tabiîn ileri gelenlerinden imam Hasan Basri'nin: "Sen sayılı günler gibisin. Geçen her günle birlikte senin de birazın gider. Ve Allah cennet dışında müminler için bir dinlenme merkezi yaratmamıştır." Sözleri aktarılmaya değer sözlerdir. Hasan Basri'nin öğrencisi Malik b. Dînar'ın: "Allah'a karşı takvayla donanmış kimselerin düğünü,kıyamet günündedir." Sözü de taziyede söylenebilecek güzel sözlerdendir. Şairin de şu Sözü yerindedir: Sevinir neşeleniriz geçirdiğimiz günlerle Halbuki her geçen gün yaklaştırır bizi ölüme.
Sessiz Vaizin Öğüdü
"Yaşamında bana pek çok öğüt verdin sözlerinle Bugün her zamankinden çok tesir etti sessizliğin" Hz Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: "Müslümanın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır: 1)Selamını almak 2)Hastalandığında ziyaret etmek 3)Cenazeyi uğurlamak 4)Aksırdığında ona rahmetle dua etmek 5)Davet edildiğinde icabet etmek Bir başka hadiste de: "Hastaları ziyaret ediniz,cenazeleri uğurlayınız. Bunlar size ahiret yurdunu hatırlatır." Buyurulmuştur.
Birinin vefat haberini verirken sakın başkalarının yaptığı gibi," Bugün kim öldü, biliyor musun?" veya "Falan bugün öldü!" deme. Bilakis vefat haberinin kendisinden önce vefat edenin adını söylemelisin. Çünkü sen "Bugün kim öldü biliyor musun?" diye sorduğunda ya da "Falan bugün öldü!" dediğinde,duyanın aklına birçok kötü ihtimal gelir. Hasta çok sevdiği bir yakınının vefat etmiş olabileceğini düşünebilir. Bu nedenle vefat edenin adından önce,vefat olayını iletmek ya da bu yönde bir soru sormak,insan üzerinde çok kötü bir etki bırakır. Bunun yerine "Falan bugün vefat etti." diyerek önce vefat edenin adını söyleyip,daha sonra vefatı haber verirsen, haberin vereceği acıyı hafifletmiş olursun. Böylelikle kimin öldüğüne dair yanlış düşüncelere girilmez ve sadece acı haberin etkisi söz konusu olur.