SedaNur

Selâm ve tokalaşma
Bir topluluğa katıldığında önce oradakilerin tümüne selâm ver. Tokalaşmak istediğinde en faziletli ya da en bilgili veya en takvalı yahut yaşça en büyük (veya dini örfte bu gibi saygın vasıflara sahip) olan kimseden başla. Fazilet sahibini bırakıp da,daha alt seviyede bir insanla -girişte sağında bulunan ilk insan dahi olsa- başlama. Mecliste tokalaşmaya,bulunanlar içinde en üstün olanla başlanır. Eğer kimin daha faziletli olduğunu bilemiyorsan ya da oradakilerin tümü eşit seviyede ise yaşça en büyük olandan başla. Bunu ise genellikle tespit etmek kolaydır. Bu konuda hazreti peygamber sallallahu aleyhi vesellemin tavsiyesi "büyük olandan başlayın. Yaşça en büyükten başla. Büyüklerden başlayın." Biçimindedir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Söz büyüğün...
Ziyaret esnasında,konuşmak gerektiğinde,sözü uzatmadan ortama uygun konuş. Eğer bulunduğun mecliste yaşça en küçük sen isen,doğrudan sana yöneltilen bir soru olmadıkça ya da konuşacaklarının yerinde ve doğru olduğundan, dinleyenleri de memnun edebileceğinden emin değilsen konuşmak için söz alma. Konuştuğunda da sözü uzatma. Bulunduğun ortamın durumuna göre, oturma biçimini ve konuşma üslûbunu düzenle.
Nereye oturalım?
Ziyaret için gittiğin bir evde sahibinin gösterdiği yere otur,onunla bu konuda ayrı düşme. Sen kendi istediğin yere oturduğun takdirde,belki de evin mahrem kişileri ve yerlerine gözün ilişebilir. Ya da bu oturuşunla evdekilere sıkıntı vermiş olabilirsin. Sana düşen görev,ev sahibine tâbi olmak ve sana sunduğunu kabul etmektir. "Kişi,birinin sorumluluğu altındaki ortamda onun önüne geçmeye çalışmasın. Ev sahibinin,evinde kendisi için ayırdığı yere izin almadıkça asla oturmasın." (Müslim)
Misafir olunan eve girerken
Misafir olarak gittiğin eve girmek için sana izin verildiğinde bakışlarını indirerek gir. Evi veya evdekileri gözlerinle süzme. Bu gerçekten ayıp ve hoş olmayan bir davranıştır. Ebû Davud ve Taberanî,Sa'd b. Ubade (Radiyallahu anh)'ın şöyle dediğini naklederler: "Bir adam Hazreti peygamber sallallahu aleyhi vesellemin kapısını geldi ve içeri girmek için kapıyı çaldı. Kapının tam önünde,yüzü kapıya dönük olarak durup,kapının açılmasını beklemeye başladı. Kapıyı açan hz. peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "şöyle kenarda dur. Girmeden önce izin almak,ancak bakışlardan dolayı şart koşulmuştur." buyurdu. "Hiç kimseye, kendisine girmesi için izin verilinceye kadar evin içerisine bakılması helâl olmaz. Evin içerisine girmek için izin almadan bakan kişi,o eve izin almadan girmiş gibidir." İzin almadan girmek ise,haramdır. Girmek için izin alınmadan gözlerin içeri girmesi yasaktır. (Hadisi Şerif )
Tabiîn ileri gelenlerinden Katâde b. Diâme es-Sedûsî şöyle demiştir: "Seni kabul edemeyeceklerini bildiren insanların kapısını çalma. Senin ihtiyaçların,onların da meşguliyetleri olabilir. Özür dileyerek misafir ağırlayamayacaklarını bildirme hakkına sahiptirler." İmam Malik (rahmetullahi aleyh) şöyle diyor: "Her insan özür dileyemez. Bundan dolayı,ilk örnek Müslüman nesiller ziyaretten önce,ev sahibinin özür dileyerek misafir kabul etmeme hakkı olduğunu hatırlatmak için misafir olacakları eve "müsait misiniz? Bir meşguliyetiniz var mı?" diye sorarlardı. Bu nezâketin yaşantıdaki öneminden dolayı ve bazı insanlara misafiri geri çevirmek zor geldiği için Allah,ziyaret ve misafirlik için önceden izin almanın ve eve girerken dikkat edilecek hususların çerçevesini şöyle çizmiştir: "... ve size "dönün" denirse dönün. Bu sizin (töhmet altına girmemeniz) için en uygun davranış tarzıdır."( nur,28)