SedaNur

Genç kızlara...
Aileni veya bayan arkadaşlarını ziyaret etmek istediğinde,ziyaret için uygun gün ve saati seçmeye özen göster. Bazı zamanlarda ziyaret güzel bir davranış olurken,bazı zamanlarda ise -aileyi ve arkadaşları bile- ziyaret etmek pek uygun olmaz. Ziyarette külfetsiz,tahammül edilebilir ve sempatik ol. Zahmet verici ve çekilmez biri olma. Boş konuşan,sözü uzatan biri de olma. Konuşmalarının tamamı,hem senin hem de karşındaki kişinin istifadesine yönelik bir fayda taşısın. Gıybet,laf taşıma,dedikodu gibi amaçsız sözlerden uzak dur.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kim o?...
Bu konuyla ilgili çeşitli espriler de anlatılır. Bunlardan biri Müzzi'nin "Tehzibü'l-Kemal"inde, Zehebi'nin "Siyerû a'lâmi'n nübelâ"sında büyük hadis âlimi Ebû Nuaym Fazıl b. Dükeyn'in biyografisinde geçer. Söz konusu olay şöyle olmuştur: " Ebû Nuaym esprili biriydi. Bir gün kapısı çalındı. Ebû Nuaym içeriden 'kim o?' diye seslendi. Kapıdaki: 'benim.' Diye cevap verdi. Ebû Nuaym "Ben de kim?" Dedi. Kapıdaki: Âdemoğullarından bir adam" dedi. Bu söz üzerine Ebû Nuaym kapıyı açtı,adamı kucaklayıp öptü ve: "Merhaba,hoş geldin! Yeryüzünde onun neslinden hiç kimsenin kalmadığını zannederdim." dedi :Dddd
kim o?
Kapıyı çalıp,içeriden "Kim o?" denildiğinde,seni tam olarak tanıtan açık ismini söyle. "Biri,ben,bir Allah kulu" vs deme. Çünkü bu sözler,Kapıyı açacak kişi için Kapıyı çalanın kimliği hakkında bir anlam ifade etmez. Kapısını çaldığın kişi nezdinde sesinin tanıdık olmasını bu tür cevaplar için kendine dayanak yapma. Zira sesler ve konuşma biçimleri birbirine benzeyebilir. Kapısını çaldığın her insan,senin sesini tanımayabilir veya ayırt edemeyebilir. "Hz. Peygambere geldim,kapısına vurdum. 'Kim o?' dedi. 'Ben' diye cevap verdim. Bu cevabına hz peygamber 'Ben... Ben?!' diyerek tepki gösterdi. O bu sözüyle cevabımdan hoşnut olmadığını göstermek istemişti."
Zile aralıklı olarak üç kez bastıktan ve "müsait olsaydı mutlaka açardı" kanaatine varılacak kadar bir süre bekledikten sonra kapı hâlâ açılmamışsa,oradan derhal ayrıl. Zira hazreti peygamber sallallahu aleyhi vesellem: "Herhangi biriniz bir yere girmek için üç kez izin ister de kendisine izin verilmezse, artık oradan ayrılsın." Buyurmuştur. Kapıyı/zili çalıp,açılmasını beklerken,açıldığında içerisini görecek şekilde kapının tam önünde değil;sağında veya solunda dur. Çünkü hazreti peygamber sallallahu aleyhi vesellem,birinin kapısına geldiğinde kapının tam önünde durmaz,sağ veya sol tarafında dururdu.
Zile nasıl basılmalı?
Bir kadın,İmam Ahmed b. Hanbel'e geldi. Din hakkında ona bazı konuları sormak istiyordu. Kapıyı biraz sert çalmıştı. İmam Ahmed kapıyı açarken,bir yandan da: "bu polislerin kapı çalmasıdır!" diye söyleniyordu. Bazı sahabîler vardı ki Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin kapısını tırnaklarıyla çalıyorlardı. Bu türden hafifçe kapı çalmalar,ev halkı kapıya yakın bir yerde oturuyorsa yapılması gerekendir. Fakat ev halkı,kapıya uzak bir odada oturuyorsa,bu durumda sertliğe kaçmayan; fakat kapının sesini de içeridekilere duyurabilecek şekilde çalmalıdır. Kapıyı veya zili çalarken ,her iki çalma arasında az denemeyecek bir zaman aralığı olmalıdır. Bu süre abdest alanın güzelce abdestini tamamlayabileceği,namaz kılanın namazını sükûnetle kılabileceği,ağzında lokma olanın lokmasını acele etmeden çiğneyebileceği kadar bir zamandır. Bazı âlimler,her iki çalma arasındaki bu zaman aralığını,kapının çalındığı esnada namaza henüz başlamış birinin dört rekatlık bir namazı kılabileceği kadar bir süre olarak belirlemiştir.