SedaNur

İnzivaya itikâfa
Hazreti peygamber sallallahu aleyhi vesellemin peygamberlikten önce yaşadığı bu uzlet dönemi üzerinde önemle durulmalıdır. Nefsin terbiye edilmesi ve manevi tekâmül açısından Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin yaşadığı bu dönemle ilgili pekçok değerlendirme yapılabilir. Bilindiği gibi tasavvuf da bu dönemi kendine referans olarak almıştır. Ancak gözden kaçırılmaması gereken en önemli ölçülerden biri de bu uzlet döneminin bir ömür boyu toplum dışında,çilehanelerde yaşamaya vardırılmamalıdır. O (sallallahu aleyhi vesellem)'nun Hira Dağı'ndaki mağaraya çekilip tefekkür etmesi,insanlığın halini düşünmesi,dünyaya kapılmamayı salık vermesi,nefis tezkiyesi için İHSAN'ı tarif etmesi ve Hazreti Aişe'nin çokça ibadet edişi karşısında "geçmiş ve gelecek günahların bağışlanmış değil mi? " sözüne karşın "Allah'a şükredici kul olmayayım mı?" Sorusuyla cevap vermesi,onun hayatında ruhi hayata ve nefis tezkiyesine verilen ehemmiyetin bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. Hayat tarzı olarak başlayan bu hal ilmi daha sonraki dönemlerde sistemleşmiş "Tasavvuf" adını almıştır. Bütün tasavvufi hareketler toplumdaki olumsuzluklara karşı çözüm olarak bir içe dönüş hareketidir. [Süleyman Ateş] hicri ikinci yüzyılda ekol haline dönen tasavvuf, manevi eğitimi bir disiplin içinde gerçekleştirmek için tarikatlarla müesseslerini kurmuştur. 'İnsanın manevi ve gönül eğitimini esas alarak,ruhi kabiliyetlerini geliştirmeyi hedefleyen tarikatlar ve tekkeler insanı kamil yetiştirmekle "Allah'ı seven,Allah tarafından da sevilen" bir toplumu hazırlamışlardır. Öyle ki sadece manevi terbiye ile gönül dünyasının hastalıklarına değil,bedeni rahatsızlıklarına da deva olmaya çalısmışlardır. Telkin usulüyle tedavi bazı tekkeleri şifahaneye çevirmiştir. Mesela miskinler tekkesi cüzzamlıların karantina
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hira-Mekke arası
Hz Peygamber sallallahu aleyhi vesellem hassas bir insan;dolayısıyla toplumun gidişatı onda manevi bir ızdıraba sebep oluyordu. O, rabbinin de bildirdiği gibi henüz ne yapacağını bilmez bir halde iken,toplumdan kısa süreliğine uzaklaşıp daha iyi tefekkür ve ibadet etmek için,sakin bir ortamı yakalamak isteğiyle Hira'ya gidiyordu. Ancak yine O,bunu bütünüyle dünyadan el etek çekmek,inzivayı bir hayat tarzı haline getirmek ya da toplumdan bütünüyle kopmak düşüncesiyle yapmıyordu. Zaman zaman Mekke'ye dönmesi ve sosyal hayata katılması bunun en büyük deliliydi. O topluma ruhen ve zihnen daha güçlü bir şekilde katılmak için,zihinsel bir arınmaya ve tefekküre ihtiyaç duyuyordu.
İnzivaya çekilme sadece Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme has özel bir seçim değildi. Araplar arasında Hanif dinine mensup olanlar da zaman zaman İnzivaya çekilirlerdi. Yalnız başlarına ibadetle meşgul olmak,Allah'a yaklaşmak için gönüllerini ona bağlamak,bu sayede aydınlanmak,ferahlık duymak,hayır ve berekete erişmek isterlerdi. Bu şekilde kendilerini ibadete vermelerine de 'tehannüf ' ve 'tehannüs' derlerdi. Sahihi Buhari'de Hz Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin Hira mağarasında ibadet ettiği anlatılmıştır. Bu ibadet neydi ve Hz Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bunu nasıl yapıyordu? Sorusuna aynı hadisin şerhinde şöyle cevap verilmektedir: "O'nun ibadeti,düşünme,tefekkür ve ibret almadır." Bu ibadet Hz. İbrahim'in Peygamber olmadan önce yaptığı ibadetin ta kendisi idi.
Zira aralarındaki yaş farkı esas alındığında Hz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin daha genç ve güzel biriyle evlenmesi de mümkün iken onun kendisinden 15 yaş büyük olgun bir hanımı seçmesi onun evlilikte tercih sebebi olarak önceliklerinin neler olduğu konusunda bize fikir verir. Hz Hatice'nin vefatından sonra Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin Vefa duygusuyla ondan bahsederken ki özellikleri, onu tercih sebebini de ortaya koyar
Rasûli Ekrem sallallahu aleyhi vesellem kızlarının en büyüğü Zeyneb'i Ebu'l Âs ile evlendirdi. Ebû'l Âs,Müslüman olmadığı için,Zeyneb'in hicretine izin vermemişti. Bedir savaşında esir düştü. Zeyneb'i Medine'ye göndermek şartı ile serbest bırakıldı. Daha sonra Müslüman olarak Medine'ye geldi. Zeyneb'i tekrar aldı. Not