SedaNur

Vahiyde 40 yaş hikmeti
Kırk yaş, olgunluk yaşıdır. Bu yaşa kadar insanın yaradılıştan getirdiği ve zamanla geliştirdiği yetenekleri ve kabiliyetleri alışkanlık haline gelir. Karakter yerleşir. Beceri ve verimlilik yaşı olan kırk yaş tecrübe birikimiyle kemalin izlerini taşır. Kırk yaş insanın zihni ve ruhi olgunluk yaşı olarak nitelendirilmektedir. Nitekim Rabbimiz kurani kerimde: "...Nihayet insan,güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: "Rabbim! Bana ve ana babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de,zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanım." (Ahkaf sûresi)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Rabb ismi "Allah" lafzı celilinden sonra ulûhiyet belirtmek için kuranda en çok kullanılan kelimedir(970kere) neden? Müşrikler Allah ismini sadece kendilerini yaratan asıl ilaha veriyorlardı. Fakat Rabb ismi onların düşüncesinde ilk önce putlarını ifade ederdi. Allah bu ismini ilk âyetlerle şirkin içinden çıkarmış ve temizlemiştir. Okuma eylemi sadece kitabî değildir. "Oku!" Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme yöneltilmiş ilk ilahi hitaptır. Okuma yazma bilmeyen ümmi bir insana "oku!" diye hitap edilmesi okuma eyleminin sadece kitabî olmadığını,kâinatı,olayları okumanın da gerçeğin bilgisine ulaşma yollarından biri olduğunu gösteren bir hitap şekli olabilir. Rabbin adıyla okunması,ilmin sahibinin O olduğunu ve kişinin sadece kendi gayretiyle ilmi öğrenmesinin mümkün olamayacağını,ancak O'nun yardımıyla öğrenmenin söz konusu olacağı gerçeği de vurgulanmış olabilir.
Vahyin gelişi çeşitli şekillerde olmuştur
d) meleğin görünmeden çıngırak sesine benzer bir sesle vahyi getirmesi (en ağır vahiy şekli) Korkutma ve tehdit âyetleri bu tür vahiy indirildi. g)uyku halinde gelen vahiy. Kevser sûresinin bu şekilde nazil olduğu rivayet edilmiştir. Vahyin geliş şekillerinden bir kısmı Şura sûresinin 51. Âyetinde bildirilmiştir. Vahiy Allah ile peygamberi arasında bir sırdır ve mahiyetini insanların anlaması imkânsızdır.
Dağların insan üzerindeki etkisi
Dağların insanın ruhsal yönüne yaptığı etki kadar fiziksel yapısını hatta hormonlarını etkileyen yönü de vardır. Mesela epifiz bezinin işleyişi deniz seviyesinde en düşük, dağların zirvesinde en yüksek seviyeye çıkar. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem gibi pekçok peygamberin dağlarda inzivaya çekilmesi,birçok evliyanın dağlık bölgelerde yetişmesi,eski Hristiyan manastırlarının yüksek dağlarda yapılmasının hikmetlerinden birisi epifizin bu durumu ile alakalı görülebilir.
Neden hep dağlar?
Aslında dağlar varlığın sırrını arayanları hep kendilerine çekmişlerdir. Yaşadıkları çağın acılarından,zulümlerinden,çözümsüzlüklerinden bir çıkış yolu arayan insana önce dağlar gözükmüş, mesaj ve anlam yüksek yerlerde aranmıştır. Herkesin yürüdüğü yolda yürümeyip,kendi yolunu arayanların ilk menzili dağlar olmuştur. Hz. Musa'nın ilahi tecelliye mazhariyeti Tur-i Sina'da olmuş,Hz. İsa Tin Dağı'nda,Hz.Nuh'un yolculuğu tufan sonrası bir dağın başında noktalanmış,Ashabı Keyfi bir dağ mağarasında zulümden korunmuş ve yine yeryüzüne inen Hz. Adem'e ilk rahmetin indirilişi de bir dağda olmuştur. Kendi elleriyle kurduğu medeniyetin içinde ipek böceğini kozasının içinde sıkışması gibi nefes alamaz hale gelen ve bu medeniyetin gürültüsünden kendi sesini duyamayan günümüz insanı da kendisiyle yüzleşmeye,özgürleşmeye,içsel arayışlarının cevabını oralarda bulmaya ne kadar da muhtaçtır.