SedaNur

Tebbet sûresinin inişi,Ebû Leheb'in karısı ve diğer yakınlarını fena kızdırdı. Sûrede "Ebû Leheb'in elleri kurusun (kırılsın)" buyrulmuştu. Ebu Leheb'in ellerinin kuruması veya kırılmasının anlamı,gerçekten onun ellerinin kırılması değildi. Anlatılmak istenen şey Ebu Leheb'in bütün çabalarının boşa gitmesiydi ki gerçekten de böyle oldu. İslam davetini başlamasından sonra birkaç yılda Ebu Leheb üst üste ağır darbeler yedi. Onun başarısızlığı gerçekten ibret vericiydi. Bedir gazvesinde islam düşmanlığıyla ün yapmış olan Kureyş'in büyük simaları öldüler. Bunlar Ebu Leheb'in ya yakın akrabaları ya da çok sevdiği dostlarıydılar. Bu hezimet ve facianın haberi Mekke'ye ulaşınca Ebu Leheb öylesine üzüntüye kapıldı ki ancak yedi gün daha yaşayabildi. Ölümüne sebep olan hastalık konusunda farklı rivayetler vardır. Kuvvetli ihtimale göre Ebu Leheb Bedir hezimetinin hıncıyla Hz. Abbas'ın kölesini tartakladığı sırada Hz. Abbas'ın hanımı Ümmü Fadl köleyi kurtarmak için Ebu Leheb'e çadır direği ile vurmuştu. Bu yaranın kangrene dönüşmesi sebebiyle vücudu morardığı için "adese" hastalığına yakalandığı kanaati yayılmıştı. Bulaşıcı olarak bilinen ve çok korkulan bu hastalık sebebiyle kendisine yakınları ve dostları dahi yaklaşmamışlardır. Öldükten sonra da üç güne kadar kimse cesedine yaklaşmadı. Bu süre içinde cesedi çürümeye ve kokmaya başladı. Nihayet herkes Ebu Leheb'in çocuklarıyla alay etmeye başlayınca,bunlar bir rivayete göre kendileri çukur kazıp odun ve sopalarla cesedi buna atıverdiler ve üstünü toprakla örttüler. Ebu Leheb'in başarısızlığının bir başka örneği de ömrü boyunca yıkmaya ve yok etmeye çalıştığı islam dinini, evlatlarının kabul etmesiydi. İlk önce kızı Dürre hicret edip Mekke'den Medine'ye geldi ve İslâmiyeti kabul etti. Daha sonra Mekke fethi sırasında iki
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsanlara yalan söylemeyen biri Allah'a karşı da yalan söylemez
Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem insanlara davetini açıklamadan önce onların sözleriyle doğruluğunu tasdik ettirdi. Hazreti Peygamber'e "Biz senin yalan söylediğini duymadık!" Dedikten sonra duyurduğu hakikati inkâr etmeleri demek, kendi kendileri ile çelişmeleri demekti. "Biz senin yalan söylediğini duymadık!" Demenin başka bir ifadesi de "insanlara yalan söylemeyen birinin Allah'a karşı da yalan söylemeyeceği" idi. İşte bu hakikati düşünüp akledebilecekleri bir sırada Ebû Leheb'in ortamı sabote etmesi ve kitle psikolojisi etkisiyle kalabalığın dağılması Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin bu girişiminin olumsuz sonuçlanmasına sebebiyet verdi. Kitle psikolojisi içerisinde bulunan birçok kişi,kendi gerçek karakter ve ruh haliyle bağdaşmayacak davranışlar gösterebilirler. Çünkü kitle içinde kişisel iradeler erir ve fikirlerle hisler aynı maksada yönelir. Bunu bir çeşit geçici şuursuzluk ve iradesizlik olarak izah etmekte mümkündür. Kitle içerisinde mantıksal değerlendirmeleri ve muhakeme yoktur. Kitlelerde hâkim güç düşünce değil hislerdir. Bir başka ifadeyle kitleler şuurla hareket etmezler, onlar hisleri aracılığıyla şartlandırılırlar.
Bir gerçektir ki,hakiki dava sahipleri davalarına zengin girerler,davaları uğrunda fakir düşerler. Davalarıyla (!) Prim yapmaya çalışan liderler de davalarına fakir girip,zenginleşirler.
Daral Erkam'da toplantı merkezinin kurulması
İslâm'ın gizlice yaşandığı dönemde bir grup Müslüman Mekke'deki vadilerden birinde topluca namaz kılıyordu. O sırada Müslümanlara rastlayan müşrikler onlara sataşmaya ve onlarla alay etmeye başladılar. Daha sonra münakaşaya dönüşen olayda, tehlikeli bir çatışma çıkma ihtimali belirdi. Hz. Sa'd b. Ebi Vakkas, müşriklerden birine karşılık vermiş ve orada bulduğu deve kemiği ile başını yarmıştı. Bu olay fazla büyümeden yatıştırıldı. (Bu islam tarihinde dökülen ilk kan olmuştur.)
İslam'a devatte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem başta olmak üzere ilk müslümanların şahsiyeti ve yaşayışları çok etkili olmuştur. Hz. Ebûbekir'in şahsiyeti ve nüfuzu buna verilecek güzel bir örnektir. Taberî ve İbn Hişam'a göre,Hz. Ebubekir son derece nazik,mütevazı,hoş sohbet,uysal ve temiz bir kişiliğe sahip olduğu için pek çok kişinin müslüman olmasına vesile olmuştur. Mesleği olan ticaretteki dürüstlüğü ona sayısız dostlar kazandırmıştı. Bunlar arasında güvendiklerine İslâm'ı anlatmış ve neticede pek çok tüccar ve işadamı Onun sayesinde müslüman olmuştur.