"Gel şimdi şu masalın görünürdeki suretini dinle, lakin dinlerken taneyi samandan ayırmayı, yani özü kabuktan süzmeyi de bil." Benim bu hikâyeye "temmet" (bitti) diyerek son verdiğime aldanma; zira bil ki hikâye hâlâ sürüp gitmektedir. En başında da tembih ettiğim gibi, sen sen ol, taneyi samandan ayırmayı sakın unutma. Şunu bil ve uyanık ol ey oğul; anlatanın dinleyenden ayrı gayrı olmadığı bu kıssa, aslında bizzat senin kendi hikâyendir. Son söz olarak; yazanı, okuyanı ve dinleyeni o lütuf ve kerem kaynağı olan Yüce Yaradan bağışlasın, vesselam.
Hadi şimdi durma; yukarıdan aşağıya zümrüt yeşili yapraklarla bezenmiş, yakut kızılı salkımların kıvrım kıvrım uzandığı o eşsiz çinilerin önünde kıbleye dön. Kıyâma dur, niyetini eyle ve "Allahuekber" de.