Bazen insan bu dünyanın ağırlığını sırtında taşır gibi hisseder. Her şey vardır aslında, ev, iş, gündelik telaşlar, kalabalık şehirler... Fakat içten içe derin bir sıkılmışık çöker yüreğe. İşte o an insan şunu anlar: Bizler yalnızca nesnelerle, eşyalarla, başarılarla var olamayız. İnsan, insanla var olur.
Gecenin bu saatinde uykulu gözlerle bir ses ararız "Sen de mi ayaktasın?", "Uykun tutmadı mı?" diye soracak bir dostun olması, belki de bütün dünyanın yükünü hafifletmeye yeter. Çünkü insan ilişkileriyle anlam bulur,dostluklarla güçlenir, paylaşımlarla hayatın tadını alır. Fakat insan ilişkilerinin olmadığı yerde, varlık içinde büyük bir yokluk başlar. Yalnız kalmak, kalabalıkların içinde görünmez olmak gibidir. Sesini duyan olmaz, kalbini anlayan çıkmaz, gözyaşını gören bulunmaz. İşte o zaman hayat bütün zenginliklere rağmen fakirleşir.