Her yüzde bir başka türlü güzellik, her güzellikte bir başka aşk, her aşkta bir türlü gamze, her gamzede bir türlü işve, her işvede bir türlü cilve, her cilvede bir türlü naz, her yerde de bir türlü başlama şekli vardır.
Günler geçti ve ben artık bilmiyorum, hangisiyim ben?
O pek mağrur görünen mi yoksa ezelden beri mağlup olan mı?
Ve mağrur da mağlup olmayı öğreniyor; her yol kendi gölgesinde kayboluyor.
Ve artık kalbim bütün suretleri kabul eder oldu; ceylanlara otlak, rahiplere manastır, putperestlere tapınak, hacılara Kâbe, Tevrat'ın levhaları, Kur'an'ın sayfaları
Aşk dinin yolundan gidiyorum şimdi ben; ne tarafa yönelirse aşk kervanı...