Adelina

Adelina
@sedefrcr
Ingiliz Dili ve Edebiyatı
39 okur puanı
Aralık 2025 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Karanlık hâlâ benimle, ama ona ses olmayı bırakıyorum. Çünkü bazen sesim yalnızca bana değil, başkalarına da acı veriyor. Sesimi kısmayı tercih ediyorum bundan böyle.

Adelina

@sedefrcr
·
Karanlık Manifesto
Gotikliği seviyorum; bu yüzden yazıyorum. Amacım içimdeki karanlığı susturmak değil, ona bir dil/ses vermek. | Adelina
Duygu ve Düşünce
Reklam
Karanlık Manifesto
Gotikliği seviyorum; bu yüzden yazıyorum. Amacım içimdeki karanlığı susturmak değil, ona bir dil/ses vermek. | Adelina
Duygu ve Düşünce
Çok tehlikeli bir çağ.
Mezuniyet haftalarında gördüğüm manzara şunu düşündürüyor: asıl mezun olanlar yapay zekâlar gibi—Gemini, ChatGPT, Perplexity… sürekli öğrenen, sürekli gelişen yeni çağın sessiz “mezunları”...
Düşünce
Bazen çok fazla anlamaya çalışırken ne hissettiğimi unutuyorum.
Entelektüalizasyon (Intellectualization) Kişinin yaşadığı zorlayıcı bir durumu duygusal olarak deneyimlemek yerine, sadece zihinsel ve kavramsal düzeyde ele almasıdır. Yani kişi, olan şeyi hissederek değil, düşünerek yaşar. Anna Freud, entelektüalizasyonu egonun kaygıyı düşünce yoluyla kontrol etme girişimi olarak tanımlar. Çünkü bazı duygular vardır ki hissedildiğinde taşkın hâle gelir. Ve zihin şöyle bir yol bulur: “Bunu hissetmeyeyim, bunu anlayayım.” Gündelik hayatta bunu şöyle görürüz: Bir kayıp yaşayan kişinin, yasın evrelerini anlatması ama kendi yasına temas edememesi; çok incindiği bir durumda karşısındaki kişinin çocukluk travmalarını açıklaması ama kendi kırılganlığını hissedememesi. Terapide bazen şunu duyarız: “Bunun aslında bağlanma stilimle ilgili olduğunu biliyorum.” Ancak o bilgiye eşlik eden duygu yoktur. Burada mesele düşünmek değildir. Mesele, düşüncenin duygunun yerine geçmesidir. Entelektüalizasyonun işlevi, kişiyi duygusal taşkınlıktan korumaktır. Çünkü hissetmek bazen kontrolü kaybetmek gibi yaşanır; düşünmek ise mesafe sağlar ve benliği organize eder. Bu yüzden, özellikle yüksek zihinsel kapasiteye sahip kişilerde çok sık görülen bir savunmadır. Ve çoğu zaman dışarıdan “çok farkındalıklı” gibi görünür. Ama içeride yaşanan şey şudur: Her şey anlaşılmıştır, ama hiçbir şey hissedilmemiştir. Bu savunma kalıcı hâle geldiğinde kişi, kendi duygusal deneyimine yabancılaşır. Ne kırıldığını tam hisseder, ne yas tutabilir ne de gerçek bir rahatlama yaşayabilir. Psikanalitik çalışmada amaç, kişinin düşünmesini azaltmak değildir; amaç, düşünce ile duygunun yeniden buluşmasını sağlamaktır. Çünkü içgörü ve farkındalık, sadece anlamakla değil, hissetmekle oluşur.
İz bırakan acının panzehiri var mıdır?..
"Yaralarım, alıştığım güzel anılarla kabuk bağlayacak. Çünkü geçmişte yaşarsam, hayatta kalamayacağım." Ellen Marie Wiseman
Reklam