Size bazen arkanıza dönüp bakmanızı söylerler. İşte tüm bu peşinizdeki kalabalıktan dolayı kararlarınız ve değişimleriniz geçmişinizden bağımsız değildir. En önemsiz kararınızda bile artık hatırlamadığınız küçücük bir anının, geçmişe ait minicik bir hatıranın rolü olabilir.
Bir şeylerin başlaması hep başka bir şeylerin bitmesine denk düşer. Biri bir diğerine dönüşüp size ekleniverir. O zaman geride bıraktığınızı sandığınız her şeyi farkında olmadan yanınıza katarak, peşiniz sıra sürükleyerek yolunuza devam edersiniz.
Bazı şeyler gerçek önemini yitirdiğinde birden önemli hale geliverir bizim için. Onlara anlamlar biçmeye çalışırken buluveririz kendimizi. Öyle olması icap ettiğine inandığımızdan olsa gerek, birdenbire kayıpların boşluğunu hissetme sevdasına kapılırız.
Kim sırdaşlarını sever ki? Sırrın emanetçisi gönülsüz bir hamal, kör bir kurşun gibi sokaklarda dolanırken, kim anlık bir patlamadan ya da zaruretten dolayı sırlarını verdiği birini sevmeye devam edebilir ki?