Eleme, kedere hatta sevince bir sınır tayin etmek... Bunu yalnız şehirlerde olur bilirdim. Meğer insan köylerde, dağ başlarında ve mağara kovuklarında da samimi olmak, içinden geldiği kadar gülüp ağlamak hürriyetine sahip değilmiş.
Ben el ayak çekildikten sonra odamın kapısını sürmeleyip kitaplarımla baş başa kalmak saatini dört gözle beklerim. Çünkü bu ömrümün bütün hazin sergüzeştini ve yaşadığım anın ağır sıkıntısını unuttuğum tek saattir.