"Şehzade Abdülhamid Efendi,nadir de olsa Dolmabahçe Sarayı'na gelir,oradakilere şöyle bir görünüp şehirdeki bazı işleriyle ilgilenir,ardından yine Maslak'taki Av Köşkü'ne dönerdi.O gün yine saraya uğramış,ardından Beşiktaş sularına sırtını vermiş,faytonuyla Levent'e doğru ilerlemektedir.Fakat çok fazla gidemeyecek;az sonra fayton durmak zorunda kalacaktır.Önlerindeki yol kesilmiş;birkaç asker,başlarındaki genç bir onbaşı ile birlikte,gelen arabaları başka bir yola sevk etmektedir.Şehzade'nin kâhyası faytondan inip onbaşıya yaklaşır ve yolun niye kapatıldığını sorar.Genç ama son derece yapılı olan onbaşı "Padişah'ın emri var.Yol kapalı.Başka yerden devam edin!" diye uyarır sertçe. Kâhya, "İyi ya,içeride de Şehzade Hamid Efendi var.Aç yolu da geçelim" diye ısrar eder.
Arabadaki kişinin Padişah'ın oğlu olduğunu öğrenmek onbaşıyı sakinleştirmemiştir.Aksine, aynı uyarıyü ikinci kez yaptığı için daha bir kızmış şekilde şu şaşılacak cümleyi sarf eder: "Şehzade falan tanımam,Padişah' tan başkasını dinlemem, buradan geçemezsiniz!"
O sırada faytondan bir el uzanır.Içerideki Şehzade, kâhyayı yanına çağırmaktadır.Faytona yaklaşan kâhyaya Hamid Efendi sessizce şöyle der: "Üstelemeyin! Başka yoldan gideriz.Yalnız bu gencin adını bir kaydedın" der. Padişah olmadan önce SATIN ALINAMAYACAK ADAMLAR LİSTESİ yapan Abdülhamid Padişah olduktan sonra bu listedeki adamlardan biri olan bu onbaşı Yedi Sekiz Hasan Paşa 'yı Dolmabahçe,Çırağan ve Yıldız Sarayı' nın tam ortasındaki Beşiktaş Karakolu'nun başına getirir ve "Çırağan Baskını" diye tarihe geçen darbe girişiminde,Yedi Sekiz Hasan Paşa ve onun adamları saraya giren bir çok darbeciyi sağ çıkarmamıştır.
Yunan mitolojisinde mutluluğa dair bir hikayeye göre Tanrılar, insanlar mutluluğu arasın ve böylece kıymetli olsun diye saklamaya karar verirler.
Biri der ki “Göklerin en uzağına saklayalım.” Diğeri “Denizin en dibine...”
Öbürü “Ormanın en kuytusuna saklayalım” diye belirtir.Sonunda biri der ki “İçlerine saklayalım. Oraya bakmak akıllarına gelmez...”