Düzlükleri otlakları eğrelti otlarını su kamışlarını. Yaprakla donanmış kalın gövdeli ağaçları reçine kokulu sık ve derin ormanları. Elma çiçeğini pembe peygamber gülünün yaprağını üzümü inciri narı. Zeytini zeytinin içindeki yeşil ışıklı yağı hurmayı hurmanın göklere uzanan dallarını akasyayı buğdayı.
Göründü görünmesine ama yine yetmedi göründükçe perde lendi. Yaratmaya devam etti. Gökten inip yataklarına dolan suları.
Sığ bataklıkları derin gölleri kaynayan denizleri ummanla rı okyanusları. Kara toprağı tam ortasından yarılacak olan taşı kumu kumun içinde saklı camı.
Yaksın diye alevi ısıtsın diye ateşi Kandırsın diye suyu boğsun diye ırmağı. Yani dönüşü deveran sırrını Biçimlerin en güzeli olan daireyi başladığı yerde biten çemberi. Bunları da var etti.
Yaratmaya devam etti. Birbiri ardınca gelsinler diye Aydınlatılmış günü Karartılmış geceyi. Yaza dönsün diye kışı Kışa dönsün diye yazı. Yerle gök arasında emre tabi bulutu yağmuru.
Beyhude değildi bu oluş. Sebepsiz değildi. Alemlerin Rabbi alemde bilindik kıldı kendisini. Görünme zini görünüründe kaydetti. Sonra döndü kendisine nazar etti kay dettiğini seyretti. Bütün yaratılmışlarda bir hayranlık gülümsemesi. Bir seçilmişlik sevinci. Ama o gizli bir hazineydi. Daha fazla bilinmek farklı bir nazarla seyredilmek istedi.