Sonbahar, karanlığı ve ıslaklığı ile pencerelere yapışmış, cadde kavşağındaki reklamın kırmızı ışığı ıslak asfalta vurmuştu. Hamburg ‘a, bu dev kente yağmurlu bir gece çökmüş kasvetli ve rutubetli havasından yabancı bir evrenin yaşamı doğmuştu.
Güneşli bir sabahtı. Küçük Alman kentinin susmuş sokaklarında güneş bir yanı ısıtıyor, öbür yanda bahara özgü rutubetli gölgelerin serinliği seziliyor, taptaze havayı bahçe duvarlarından ve demir kaplarından sarkmış beyaz leylakların kokusu dolduruyordu.
Ganimedes, mitolojide Zeus tarafından İda Dağı’ndan bir kartalla kaçırılıp Olympos’a orada şarap sunmak üzere getirilen, ölümlülerin en güzeli olarak nitelendirilen bir kadın.
Sonbahar özgü renge bürünmüş yeşil alanlardaki bakımlı çimler, boşlukta beyaz lekeler gibi dönüp duran martılar, caddelerin hüzünlü havası, ıslak şemsiyeler akışı, kavşaklardaki trafik ışıklarının bir anda araba yağları oluşturan ve sonra boşaltan renkleri…