Bahmutkin köyünde ışıklar sönmüştü. Hafif bir don,su birikintilerinin üstünü incecik buzdan bir örtüyle örtüyordu. Köyün dışında, biçilmiş ekin sapları arasında gecikmiş turnalar dinleniyor, bir kuzeydoğu rüzgârı bunların, yumuşak nisan gecesi sessizliğini daha da belirginleştiren yorgun cıvıltılarını köy halkının kulaklarına getiriyordu. Meyve bahçelerinde gölgeler koyulaştı. Avlulardan birinde bir inek böğürdü, sonra sustu. Karanlıkta uçan yelve kuşları hasret dolu sesleriyle bağırıyor, kıyılarından taşan Don’un özgür enginliğine doğru telaşla yol alan sayısız ördeğin kanat hışırtıları duyuluyordu.