seher

seher
@seher41
Puan vermedi·176 syf.··
2024 3. kitabı
Her bireyin aşka bakış açısının farklı olduğunu savunanlardanım.. Tıpkı yeryüzündeki insanların parmak izleri gibi şahsına münhasırdır diyebilirim.. .. Bu kitapta yazarda kendi bakış açısından aşkı-sevdayı kaleme almış.. Bir bölümde ilk aşkın unutulmazlığından bahsederken, bir başka bölümde farklı aşklar yaşadığından bahsediyor.. Çelişiyor kendiyle.. Ne demiş üstad" ben elmayı seviyorum diye elmenında bini sevmesi şart mı ".. Bu düsturda hareket etmesini bekler, o karşılıklı olmadı diye başka suretlerde aşkı aramasını tasvip etmedim, açıkcası.. Bana göre aşkın Züleyha Yusufa beslediği gibi olmalı.. Diğerlerinde onu görmeli.. O sevmesede sevebilmenin olgunluğuna erişmelidir.. Burada kendi fikirlerimi bir yana bırakıp yazarın sunduğu kitaptaki aşka dönersem, karşı cinse değer biçtiği rollerin olmasını istiyor ve onun istediği gibi olmadığından yakınıyor.. Kendini haklı görme çabasında.. Hatasız ve kusursuz kabul etmiş.. .. Son olarak betimlemeler çok sık tekrar etmiş bu da anlatıma anlam kargaşası yüklemiş.. .. Büyük bir hevesle aldığım kitaptan malesef umduğumu bulamamamın verdiği hüzün var.. Duygular kalbime dokunmadı.
Hangimiz SevmedikEthem Emin Nemutlu · Az Kitap · 2016664 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?

seher

, bir kitap okudu
Puan vermedi·176 syf.··
2024 3. kitabı
Ethem Emin Nemutlu
5.7/10 · 664 okunma
Puan vermedi·222 syf.··
2024 2. kitabı
"Sabahattin Ali, hikâyelerinin çoğunda dünyayı ikiye ayırır: ezenler ve ezilenler..." Çakıcı'nın İlk Kurşunu kitabına başlarken önsözde dikkatimi en çok çeken cümle buydu. Ve şimdi bu kitabı okuyarak bu cümleye bizzat tanıklık ettim. Birçok öyküde zenginlerin fakirler üzerindeki hakimiyeti, zenginlerin kibri dikkat çekmektedir. Zenginin üstünlüğünü kabullenenler, fakirliğin kader olduğunu düşünenler, sinmiş, silik karakterler haline gelmiş insanlar baş kahraman bu öykülerde... "ARABALAR BEŞ KURUŞA!" Arkadaşlarıyla oyun oynamak yerine sokak sokak gezip oyuncak araba satarak ailesinin geçimini sağlayan çocuk, selam olsun minicik yüreğine... "APARTMAN" İşini kaybetmemek için çocuğunu müdafaa edememiş bir baba... Nasıl zordu susmak, evladını zor durumdayken izlemek. Ne yaparsın geçim derdi! Yoksulluğun yanı sıra hapishane öyküleri de vardı. Birçoğumuz biliyoruz herhalde Sabahattin Ali'nin hapishane geçmişini. (Acı ama gerçek...) Hapishane öykülerinde mahkumların özgürlüğe hasretini her kelimede hissettiriyor yazar. Ki bu muhtemelen kendi hisleri... "Bir mahpusu dünya ile hiç alakası olmayan bir zindana kapamak ona en büyük iyiliği yapmaktır. Onu en çok yere vuran şey, hürriyetin elle tutulacak kadar yakınında bulunmak aynı zamanda ondan ne kadar uzak olduğunu bilmektir. On adım ötede en büyük hürriyetlere götüren denizi dinlemek ve sonra aradaki kalın kale duvarlarına gözleri dikerek bakmaya, denizi yalnız muhayyilede görmeye mecbur kalmak az azap mıdır?" Bu cümleleri okuyunca aklınıza üç tarafı denizlerle çevrili Sinop Cezaevi gelmiyor mu sizin de? Yani Sabahattin Ali'nin bir süre mahkum olarak kaldığı cezaevi. Hapishane öyküleri yazarın mahkumiyet dönemlerinin izlerini taşıyor. Okurken rutubetli koğuşları, paslı demir parmaklıkları tahayyül etmek zor
Kağnı - Ses - EsirlerSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 20197,8bin okunma
Puan vermedi·273 syf.··
2024 1. kitabı
"Bu zaman namussuz zamanı. Kimse doğruluk üzere iş görmüyor. Doğru adamı hiçbir işin başına geçirmiyorlar." Neyse 19 yaşına gelip neredeyse ilk kez bir Aziz Nesin kitabı okumak utanç verici olsa da, zira kendi milletimden olan bu yazarın kitapları 16 dile çevrilmiş ve ben Muzaffer Izgü (özlemle, ruhu şad olsun) ile mizah anlayışları bu kadar benzerken nasıl bu kadar gecikirim Aziz Nesin'e bilmem! Neyse geç olsun güç olmasın. Zübük kitabına gelince, anlatılanlar pek çok kişiyi derinden sarsmış. Neden, doğrusu anlayamadım. Kitapta anlatılanlar ile bugün çevreme baktığımda gördüklerim bu kadar benzerken okurlar neye şaşırıyor? Şöyle bir konuşmasını dinlemiştim Aziz Nesin'in, bu milletin %60'ı aptaldır dedikten sonra bir tv programında karşısındaki adam aynen şöyle diyor: -Siz bu millete aptal dediniz, ama bu millet ne şanlı ne alçakgönüllü bir millet ki sizi multi milyarder yaptı Aziz Nesin ise şöyle cevap veriyor: -Ben onlara aptal dediğim halde onlar beni mutli milyarder yapıyorsa bu onların aptallığını ispatlar. Şimdi bu noktada herkesin bu lafı üzerine alınmasını ya da kitapta geçen Zübük karakterine kanacak kadar aptal olduğunu sanmasını anlamıyorum. Zira ben Zübük ile aynı köyde yaşasaydım, kitaptaki köylüler gibi yapmazdım. Neden herkes kendini %60'lık kısımda görüyor, niye herkes aptal olmadığını kanıtlamaya bu kadar hevesli? Bu Zübük denen insanları biz kaldıracağız ortadan, okuyarak, çalışarak onların bizi kandırmasını türlü oyunlarla kendilerini değerli biriymiş gibi göstermelerini biz engelleyeceğiz. Şimdi bakıyorum da keşke Zübükzade Ibraam Bey'in köyüne giden Almanca öğretmeni ben olsaydım. Olduğunuz yeri güzelleştirin, oradan kaçmaya çalışmak yerine. Türkiye, bize emanet, hükümetten siyasilerden önce bize, biz gençlere! "Açtığın yolda, göstediğin hedefe..."
ZübükAziz Nesin · Adam Yayınları · 20008,3bin okunma