Sevmek kolay, inanmak zordur, bilirsiniz. İnanmak için başka şeyler gerekir hep. Şu veya bu, bilmiyorum. Ama bir şey veya başka bir şey ( veya bambaşka şeyler) beni zorluyor hep. Neyse ne, bilemiyorum.
Çünkü keder, çirkinlikten ve umutsuzluktan değil, güzellikten ve umuttan elde ediliyor yine de. Evimiz, evet çatısı yamulmuş, yorulup yandakinin omuzuna yaslanmış. Eski bir keder gibi.