Sonuçta hepimiz hayattan kopuğuz, hepimiz kusurluyuz, neredeyse her birimiz böyleyiz. Gerçek hayattan o kadar kopuğuz ki ondan nefret ediyoruz, bize hatırlatılmasına katlanamıyoruz. Hepimiz, gerçek hayatın bir çaba, âdeta bir ağır iş olarak görüp içten içe hayatın kitaplarda daha iyi olduğuna katılıyoruz. Peki neden söylenip duruyoruz? Neden kötü yoldan gidiyoruz da daha fazla şey bekliyoruz? Ne istediğimizi kendimiz de bilmiyoruz.
Sen ölüyorken hepsi seni terk edip sana sırtlarına dönerler çünkü artık senden alabilecekleri bir şey yoktur. Dahası ölmen bu kadar uzun sürdüğü, herkesi sıktığın için sitem ederler.
Birbirlerini seviyorlarsa , evli bir çift arasında ne geçtiği de kimseyi, hiç kimseyi ilgilendirmez. Ne kadar tartışsalar bile kendi annelerini çağırıp anlatmamalıdırlar, kendi hakemleri olmalıdırlar. Sevgi kutsal gizemdir ve tüm gözlerden saklanmalıdır, ne olursa olsun. Böylece daha kutsal ve daha güzel olur. Birbirlerine daha çok saygı duyarlar. Her şey saygıya dayalıdır.
İnsan sıkıntılarını düşünmeye meyillidir ama sevinçlerini hesaba katmaz. Eğer yapması gerektiği gibi, onları da saysaydı, herkes yeterince mutluluğun kendisine sağlandığını görürdü.