''Felsefe, en temel insansal duruma inebilmek - orada da durmağa, dayanmağa, direnmeğe çalışabilmektir:
İnsanlar, hep, kendi çıplak varlıklarını örterler - hep,
kendilerine bir şeyler eklemeğe, kendilerine bir şeylerle çoğaltmağa, bir şeylerle süslemeye, bir şeylerle gizlemeye çalışırlar. Bunlarla da, insan olmalarının ortaya çıkabileceği -
kendi, ortaya koyabilecekleri - o temel, yalın, düz anlam temelinden - gittikçe daha fazla - uzaklaşırlar. Oysa insan olmak, bir kişinin en temel yoksulluğu içindeki varlığında ortaya çıkabilir ancak - kendi varlığını, hiçlik içinde, çıplak, gizlemeden - yalın, örtüsüz ve süssüz - olarak yaşayınca...
Felsefe, işte, yaşanan yalın ve düz anlamı - onu kavramağa çalışan kişinin kendi yaşamında - kavramağa çalışmasının çabasıdır - bu çabanın, ürünü...''