''Şüphe fena bir şeydir.Virüs gibi fark ettirmeden vücuda girer ve yalnız insan ruhunu değil, kalbini, aklını, bakışlarını, işini, gücünü, bugününü, yarınını, her şeyini etkiler.Bazen kayboluyor gibi olur ama sonra beklenmedik bir zamanda tekrar ortaya çıkar ve yeniden ve insanın benliğini en can alıcı noktasından yakalar.Bir anda hayatınızdaki her şeyi , işinizi gücünüzü, çoluk çocuğunuzu, hobilerinizi, fobilerinizi unutur, yalnızca o şüphenin peşine düşersiniz.''
''Bu kadın suskunluğuyla parçalıyor içimi.Onun silahı da bu işte, sessizlik.Sinirimi bozuyor bu hali, bunca iyilik, karşılıksız...Sinir bozucu.''
''Kavga edemezsin, devamlı sessizlik duvarına çarparsın.''
''Hiç anlatamadım bu kadına kendimi.Yok, onun suçu değil.Anlamadı değil, sahiden ben anlatamadım.Ne dilimle söyleyebildim ne gövdemle ifade edebildim.Bir şey, ne idüğü belirsiz bir engel, bir perde aramıza girdi,kaldı orada.Ben perdenin arkasında debelenip durdum, gölgem onu oyaladı, o gölgemle yaşamaktan hiç mutlu olmadı.Haklıydı kızamam.
Ama ben de mutlu olmadım.Ben gölgelendikçe o içine kapandı.Karardı.Kurudu.Renksiz kokusuz bir sıvı oldu.Kaygılar sardı sarmaladı her yanını, bıraktı kendini, teslim oldu. Silkinmedi.Beni de silkelemedi.''