Sel

Thorne kafasını sallarken hafiften hayal kırıklığına uğramış gibiydi. “Tüm bu yeni bilgiler ışığında, artık bana aşık olduğunu düşünmüyorsun, değil mi?” Thorne onu görebilseydi cevabı hemen anlardı. Cress şimdi onu her zamankinden de çok seviyordu.
Sayfa 383 - Artemis Yayınları, 13. Baskı, Cress·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ya o öpücük? Thorne sözünü tutmuştu. İkisi de ölmek üzereydi ve Thorne onu bunca yıl beklediğine değen bir öpücükle ödüllendirmişti. Belki bir riskti. Hatta belki aptalcaydı. Ama bu Thorne’un seçimiydi. Cress’in gerçek bir öpücüğü tatmadan ölmesine izin vermemişti. Daha kahramanca ne olabilirdi?
Sayfa 383 - Artemis Yayınları, 13. Baskı, Cress·Kitabı okudu
Bütün kapılar aşka çıkıyordu. Özgürlükten ya da kabullenişten daha güçlüydü aşk. İkinci çağ şarkılarının özündeki gerçek aşklar öyleydi en azından. İnsanın tüm benliğini dolduran, ruhunu ele geçiren türden aşklardı onlar. Fedakarlığa teşvik eden, dramatikçe davranmaya iten türden aşklardı. Tüm dünyayı kuşatan, karşı konulmaz aşklar.
Sayfa 51 - Artemis Yayınları, 13. Baskı, Cress·Kitabı okudu
“Vay canına,” diye mırıldandı Carswell Thorne. Ayaklarını indirip onu daha yakından incelemek için öne eğildi. “Onların hepsi saç mı?” İşte o anda aralarındaki bağ koptu ve Cress’in bütün romantik hayalleri suya düştü.
Sayfa 30 - Artemis Yayınları, 13. Baskı·Kitabı okudu
Dünya’nın ufkundan doğan güneş gibi, Cress’in algıları da değişmeye başlamıştı. Carswell Thorne kalpsiz bir alçak değildi. Onu tanımaya ve anlamaya gayret ettiğinizde aslında mert ve şefkatli biri olduğu hemen anlaşılıyordu. Aslına bakılırsa Carswell Thorne, Cress’in bütün hayatı boyunca hayal ettiği türden bir kahramandı. Cress bunu keşfettiğinden beri onunla yatıp onunla kalkıyordu. Derin ruh bağları, tutkulu öpüşmeler ve nefes kesici maceralar hayal ediyordu. Thorne’la bir kez karşılaşabilse onun da aynılarını hissedeceğinden emindi. Doğarken şimşekler çaktıran ve sonsuza dek alev alev yanan o destansı aşklardan birini yaşayacaklardı. Zamanın, mesafelerin ve hatta ölümün bile engelleyemeyeceği bir aşk. Çünkü Cress’in kahramanlar hakkında bildiği bir şey varsa, o da zor durumdaki bir kadına hiç dayanamadıklarıydı. Ve Cress, kendisinden daha zor durumda bir kadın düşünemiyordu.
Sayfa 20 - Artemis Yayınları, 13. Baskı·Kitabı okudu