kendi kendinin varlığını adımlarıyla, yürürken çıkardığı seslerle, ayağının altında çıtırdayan dal parçaları ve kurumuş otlarla, elini yanağına değdirmesi ile hissetmek ve elinde bundan başka delilin olmamasını o yaz ilk kez hissettim ve bu beni büsbütün korkutup sindirdi.
ama bilinmezdi ki söylemek hiçbir şeydir. ben o sözden anlıyor olsam zaten o sözlerin muhatabı da olmazdım. ben bunu da bilmiyor, söyleneni de anlayamıyordum.
başladım da bitiremedim de. niye bitireyim ki, başladığım bitireceğim değildi ki, başlamak ölmemek için yaşamak ve öyle kalmak için değildi ki. başlamak her zaman bir feveran değil midir, başka türlü olamayacağından dolayı atılan adımdır, yürümek değil, tutunmaktır, kola girmek değil. ama bitiş yok ister, hep gitmek ve gide gide bitmek ister. halbuki insan zaten bittiği için başlar, çaresizlikten ve başka yol bulamadığından başlar.
başladım. bittiğim için başladım; başlar başlamaz enikonu bittim.