Selman Kaştan

Selman Kaştan
@selmaank
Dünyaya geldim gitmeye. Uzaklardan aklıma düşen ilhamları ve hayatıma yön veren alıntıları paylaşıyorum.
“Asrı saadette yaşanan hayatın kelimesi kelimesine milimi milimine günümüze aktarılması ve hiç değiştirilmeksizin aynı uygulanmaya çalışılması çatışmaya sebep olacağı gibi dinin ruhunada aykırıdır.Yapılması gereken sünnetin temel felsefesinin prensiplerinin çok iyi kavranması ve dinin açık bıraktığı uçlardan hareketle içinde yaşadığımız zaman ve şartlara uygun olarak günümüz problemlerine çözümler bulunmasıdır.” Sünnete bakış açımız böyle olmalıdır.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Diyelim ki siz bir tiyatro salonunda oturuyorsunuz,karşınızda tiyatronun perdeleri var böyle kapalı halde.Diyelim ki salonda yüz kişi kadarsınız ve o perdelerin önünde bir ressam tuvali var yanında da bir palet var.Perdelerin arasından bir fırça çıkmış fakat fırçanın sapı perdenin arkasında, sapını göremiyoruz.Ve o fırça sırayla paletteki boyalara tek tek banıyor.Ve gözümüzün önünde o tabloya adeta bir Mona Lisa resmi çiziyor.Muhteşem, harika bir tablo çıkıyor karşımıza.Ben ateizm ile inananların arasındaki farkı şu olarak görüyorum.O salonda ki insanların %99 u diyor ki ya bu perdenin arkasında bir sanatkâr var.Elinde fırçayı o tutuyor ve o resmi Mona Lisayı o çiziyor.Fakat orada bir iki kişide diyor ki ; Delil yok ki ona nereden biliyorsun perdenin arkasında biri var? Bilimsel bir delilin var mı? diyor.İnananlar ile ateistler arasında ki farkı ben buna benzetiyorum.Ateistler perdenin arkasında kimse yok demek yerine biri de olabilir diyerek yaklaşım sergilemesi daha takdir edilesi bir durumdur. Esasında öyle bir yaklaşım lazım. Ateistler argümanları direkt olarak reddediyorlar ama herhangi bir karşı argüman üretemiyorlar ki zaten üretmeleride pek mümkün değildir.Çünkü onlarda birlik yoktur bana görelik vardır.Ayrıca ateizm reaksiyonerdir, yani dinler olmasaydı zaten ateizm diye bir şey de olmazdı.En büyük engel bana göre insanın kendi benliğidir, enesidir.İnsan benliği aslında bir yok hükmündedir.Bir kural vardır, nef-i nefiy ispattır.Yok yok olursa var olur.Bunun manası şudur ; İnsan kendi yok hükmünde ki benliğini sıfırlarsa ancak o zaman o “Bir” olanı görebilir.Bu da böyle farklı bir teolojik açıklama olsun.
İnanç
Hatadan nefret et, ama hataya düşenden nefret etme.Bütün kalbinle günaha öfkelen, ama günahkâra acı, ona merhamet göster.Sözü eleştir, ama sözü söyleyene saygı göster.Görevimiz hastalığı tedavi etmektir, hastayı yok etmek değil. İmam Şâfii (r.a)
“İyilik yapmaya devam et. Karşındaki layık değilse bile, sen o iyiliğe layıksın.” - Che Guevara “Nerede olursan ol, Allah’tan sakın. Kötülüğe karşı iyilik yap ki, kötülüğün kökünü kesesin. İnsanlara karşı da güzel ahlâk ile muâmele et!” (İ. Canan, Kütüb-i Sitte, V, 304)
İnsanın kalbine sınırsız bir sevme kabiliyeti yerleştirilmiştir.Bu yüzden insan bütün varlıklara karşı muhabbet besliyor.Şu koca dünyayı evi gibi seviyor.Ebedi cennete kendi bahçesi gibi muhabbet duyuyor.Halbuki sevdiği varlıklar durmaz, gider ve insan ayrılıktan daima elem çeker.Onun bu sınırsız sevgisi, sonsuz bir manevi azaba sebep olur. O azabı çekmekteki kabahat ve kusur insana aittir.Çünkü kalbindeki sınırsız sevme kabiliyeti kendisine sonsuz,bâki güzelliğe sahip bir Zât’a yönelmesi için verilmiştir.İnsan o sevme kabiliyetini kötüye kullanıp fâni varlıklara sarf ederek kusur işliyor, kusurunun cezasını da ayrılık azabıyla çekiyor. -Lem’alar