Sorun duyguların varlığında değil, ifade biçiminde ya da sürekliliğinde ortaya çıkar. Öfke doğaldır ama sürekli öfkeli olmak, öfkeyi şiddet olarak ifade etmek sağlıksızdır. Üzüntü doğaldır ama yıllarca süren çözümsüz bir yas, depresyona dönüşür. Fark, duygunun işlevsel olup olmadığında ve hayatımızı nasıl etkilediğindedir. Duygusal sağlık, tüm duygu yelpazesine erişiminiz olması demektir. Kızabilmek, üzülebilmek, korku duyabilmek, sevgi hissedebilmek... Bunların hepsi de insani deneyimin parçalarıdır. Amacınız "hep mutlu olmak" değil, duygusal olarak dürüst ve dengede olmak olmalıdır. Yerine göre yas tutmak sağlıklıdır, öfkelenmek bir haktır, korkmak doğal bir "yaşamda kalma" içgüdüsüdür. Bunları yaşamak, kaçmamız gereken bir durum ya da zayıflık değil, olgunluk işaretidir. Çünkü duygularıyla barışık insan, hayatla da barışık olur.
Bazen kalınacak yer sizi zorlasa da bu zorluk geliştiricidr, yıkıcı değil. Fark şurada; gelişim sağlayan zorluk sizi güçlendirir, yanlış yerde kalmanın zorluğu ise sizi eritir ve tüketir. Zamanlama her şeydir. Ne çok erken ne çok geç. Yaşamın ritmine kulak vermeyi öğrenmek, olgunlaşmanın işaretidir.
Kimseye özünüzü unutacak, değersizleşecek ölçüde kendinizi adamayın. Ne aile ne eş ne sevgili ne çocuk... En çok kimin için kendinizden, özünüzden, hayatınızdan vazgeçiyorsanız bir gün o kişiyle sınanacağınızı unutmayın. Çünkü hayat, özünü unutanı affetmez.