Kitapta daha ilk sayfalardan itibaren nefreti, öfkeyi, kıskançlığı, bencilliği hissediyorsunuz. Duygular yoğun bir şekilde işlenmiş. Aşk konusu direkt işlenmemiş. Aslında aşk zıtlıklarla ele alınmış. Bir yandan nefret ederken diğer yandan onun için yanıp tutuşmak...
Var olan Uğultulu Tepeler’deki kasvetli hava kitabın içeriğinde de aynen hakimdi. Karakterlerin sürekli ölmesi ve insanların genel olarak birbirini sevmemesi beni kitaba bağlanma konusunda zorladı açıkçası. Yine de gerek dili gerek konusu itibariyle okunması fayda sağlayacak bir eser olduğunu düşünüyorum.
Çocuğunuzu sadece kendisi olduğu, çocuğunuz olduğu için sevin. Bizdeki büyük yanılgılardan biri, insanlarımızın kendi başaramadıkları şeyleri çocuklarından beklemesidir. Bunu yapmayın, çocuklarınıza kendi yükünüzü yüklemeyin.