Zamanın akışında kaybolup giderken benimle gelen tek şey hislerim ve düşüncelerimdi.
Karanlığın boğuculuğu, hızın şiddeti, yolun belirsizliği… kaos! Tüm bunlar birleşince oluşan sadece kaos oluyordu.
Neydi tüm bunların sebebi? Tüm bu akılalmaz hengâmenin tam ortasında duran ben, neden oradaydım? Neden etrafımı saran bu moloz yığınlarının dışında sizler duruyordunuz? Ne oluyordu? Yaşamaya mı çalışıyordum yoksa ölmeye mi? Sebebi ben miydim yoksa siz mi? Daha yeni mi başlıyordu yoksa bitmek üzere miydi?
Her şey bulanık. Birbirine girmiş görüntüler ve birbirine karışmış onlarca ses. Kim ne söylüyordu? Kim dinliyordu?
Duymak çok ama çok zor. Bilmek can yakıyor. Bilmemek ondan hallice. Ne olacak bu işin sonu. Ruhun kıvranışları, bedenin çürüyüşü. Ortada pis bir koku. Düşüncelerde ve dillerde katledilmiş onlarca insan. Bakışlarda idam edilmiş binlerce insan. Kim verecek hesabını. Sen, o ya da ben? Kim tüm bu düzensizliğin kabahatlisi? Çarklar kimin elinde?
Dönüyor, dönüyor, dönüyor… Hiç durmadan, hiç bıkmadan ve hiç aksamadan. Sadece dönüyor. Düzen bu mu? Ama bir dakika!
- Bu hikayenin konusu neydi? -