Masmavi gökyüzü bugün içim. Uzunyolda fark edilecek türden bir gökyüzü.
Sevdalınızla gjdiyorsunuzdur ve öylesine aşıksınızdır ki, ne olsa güzel görmeye hazırsınızdır. İşte, öyle bir duygu deryasında, yol kıyısındaki elma bahçelerinin meyveyle yıkılan dalları arasından görebileceğiniz gibi bir mavidir bu. Sürüp geçersiniz, aklınız oraya takılmış, yahut sevincinize o mavilik takılmış olarak.
Topluma karşı görevler... Hangi görevler, boş laf bu. İnsan kendisi için sürdürür yaşamını. Kendi koyduğu koşullar içinde olur biter her şey. Biraz kötülük, onu dengeleyecek kadar iyilik yapar. Üzülür, onunla denk tutulamayacak kadar az sevinir. Güzelliklerin tadını çıkarır, güçlüklerle boğuşur. Toplum niye çıkıyor karşısına? Eti, kanı, sevinci, yenilgisi, çürüyen bedeni, çözümsüz beğenileri mi var toplumun? Niye onun değerleriyle kelepçelensin insan?
Sen ona sevda gözüyle baktın Şadiye Hala. Sevda gözü patlayan bahar gibidir, yanıltır insanları. Geldi sanırsın, gelmemiştir. Geçti sanırsın, bin koku, bin yeşil ve bin umutla önüne çıkar. Senin o bakışın... Demin söyledim, bahar yanıltır. Sevda gözü hayda hayda.