''Siz ömrünüzde hiç kıskançlık duymadınız, değil mi, Miss Eyre? Duymadınız elbette; sormama bile gerek yok, âşık olmadınız ki! Bu iki duyguyu da bundan sonra tanıyacaksınız. Ruhunuz uyuyor daha. Onu uyandıracak sarsıntı olmamış. Sanıyorsunuz ki bütün yaşam şimdiye kadar gençlik yıllarınızın geçip gittiği gibi sakin sakin akıp geçecek. Gözleriniz, kulaklarınız tıkalı olarak kendinizi akıntıya bırakmışsınız; ne sulardan yükselen kayaları görüyorsunuz ne de bu kayaların dibinde kaynayan buruntuları duyabiliyorsunuz. Ama elbet siz de -mim koyun bu sözlerime- bir gün ırmağın kayalık bir geçidine geleceksiniz. Burada yaşantınızın tüm akışı altüst olacak, köpükler, uğultular içinde keşmekeşe boğulacak. Ya yaşantınızın sivri uçlarına çarpılarak paramparça olacaksınız ya da yüksek bir dalga sizi yukarıdan aşırarak durgun sulara ulaştıracak... Benim şimdiki durumum gibi....''
"Neyse, ömrümün baharı geçti, ama elimde şu Fransız çiçeği kaldı yadigâr. Kimi zaman içimden onu koparıp atmak da gelmiyor değil; çünkü artık ona can veren kökün ancak altın tozuyla gübrelenebilecek, değersiz bir kök olduğunu anladım. Bu kökten doğan goncayı da tam olarak sevemiyorum bu yüzden... Hele bu akşamki gibi tam bir yapma çiçeğe benzediği zamanlar! Katolikler tek bir hayır işleyerek büyük, küçük birçok günahlarının borcunu ödemek huyundadırlar. Ben de bu çiçeği böyle bir amaçla büyütüyorum işte. Günlerden bir gün bunların hepsini anlatırım size. İyi geceler!"
"Zaten bir zamanlar iyi yürekliydim, ilkel bir biçimde de olsa. Sizin yaşınızdayken duygulu bir insandım. Kimsesizlere, savunmasızlara, bahtsızlara kol kanat olayım isterdim. Ama sonra felekten yemediğim sille, tokat kalmadı; hatta, 'Felek beni yumruklayarak yoğurdu,' bile diyebilirim. Böylece, ben de şimdi sert, dayanıklı olmakla övünüyorum. Ama ne de olsa benliğimin özünde hâlâ yumuşak kalmış bir şey var. Sert kabuğumdaki birkaç çatlağın içinden de bu öz hâlâ dışarı vuruyor. Nasıl, benim için umut var mı dersiniz?"
"Ne umudu, efendim?" diye sordum.
"Sert kauçuktan yeniden ve kesin olarak yumuşak ete dönüşebilme umudu."