Sena Mazlumoğlu

İnsan yetmişli yaşlara geldiğinde bütün dünya koca bir kreşe, dünyadaki herkes oraya bırakılmış küçük çocuklara dönüşüyor.
Sayfa 213·Kitabı okudu
Reklam
Okumak kendi hayatımızın dışındaki hayatları da yaşayabilmemizi sağlar. Tek odalı bir kulübeye benzeyen zihnimizi malikâneye dönüştürür. Kısacası, okumak aslında telepati ve zaman yolculuğudur. Herkesle ve her yerle, bütün zamanlarla, hayal edilmiş olan her şeyle aramızda bağlantı kurar.
Sayfa 184·Kitabı okudu
Eklem ağrısı da kayıp acısı gibiydi. Üstünde durdukça artıyordu ama çok acı verdiği için düşünmeden edemiyordun. Hain bir döngü.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Yeni bir döneme nasıl girildiğini düşündüm. Yalnızca mezarlıktaki sıra sıra mezar taşlarının arasından geçerek değil, kendi yaşam süremizde de. Yaşanmış olanlarla araya nasıl net bir çizgi çizdiğimizi. Jeolojide, Çoğunlukla bir yok oluşun ardından gelir, değil mi? Mezozoik Çağ dinozorların meteor çarpması yüzünden topluca ölmesi ile bitmiştir. Ben yeni bir dönem mi başlatıyordum yoksa yanımda eski dönemden çok fazla şey mi taşıyordum acaba? Hayattaki sınavımız da bu değil mi? Yaşanmışlıkları yok etmeden yola devam edebilmek. Kendimizi yok etmeden nelerden vazgeçmemiz, nelere sıkı sıkı tutunmamız gerektiğini görebilmek. Hem meteor hem de dinozor olmamayı başarabilmek.
Sayfa 24·Kitabı okudu
3,14159 vesaire, sonsuza kadar, akıllara durgunluk veren, tam ve mutlak bir rastlantısallık. En öngörülebilir şeylerde bile mutlaka bir öngörülemezlik unsuru vardır. Böyle bir şey yokmuş gibi yaparsan, hayat altındaki halıyı çekiverir ki, 14159'la güzelce bir yüzleşebilesin.
Sayfa 16·Kitabı okudu