Sena Mazlumoğlu

Feribot düdüğü, yola çıktığını ilan edecek şekilde bütün adada yankılandı ve biz de rıhtıma yaklaştık. Ön tarafı açılmıştı, içeriye son arabalar, son anda gelen koliler, geciken yolcular giriyordu. İtiş kakış olmasa da, etrafta telaşlı bir hava vardı. Canlılar böyleydi, her zaman yanlış sebeplerle endişe ederlerdi.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yas sürecinde yapılması gereken seçim konusunda yanılmıştım. Yapılacak seçim delilikle mantık arasında değil, yaşamla ölüm arasındaydı ve bana gelince sadece korkaktım.
Sayfa 153·Kitabı okudu
Problem şu ki insan yetişkin hayatında ne kadar ileri giderse uzak diyarlardan dönüşünü kapılarda bekleyeni o kadar azalıyordu. Dünyanın öteki ucundaki maceralar egoyu tatmin ediyordu belki ama eninde sonunda yalnızlık getiriyordu. Dünyanın öteki ucundaki maceralar egoyu tatmin ediyordu belki ama eninde sonunda yalnızlık getiriyordu. Bu seferler sonucu ne kazanmıştım? Tozdan dumandan geriye ne kalmıştı? Havaalanında çantasının üzerinde uyuyan bir tip, telesekreterde bir mesaj ve tonlarca melankoli. İnsan her şeyden çok ne arar? Bir parça şefkat. Bunu biliyorum artık ama nasıl talep edileceğini bilmediğim gibi, nasıl kabul edileceği konusunda da en ufak bir fikrim yok. Bunun için insanın öncelikle bütün silahları bir kenara bırakması gerekiyor ve bunun nasıl yapılacağını kimseden öğrenemiyor. Durumun bilincine varmaya başlaması için ölümün tokadını yemesi, perdenin yırtılması gerekiyor. Çoğunlukla da çok geç oluyor.
Sayfa 137·Kitabı okudu
Çocukken, yetişkinlerin her şeyin yolunda gittiği bir dünyanın anahtarını elinde bulundurduğundan, mutlu olmak için onları taklit etmenin yeterli olacağından, acılarımızın deneyimsizliğimizin ve bilinmeze dair korkularımızın bir sonucu olduğundan emindik. Fakat yetişkinliğe ulaşınca büyümenin barikatların arkasına sığınmak, olası tuzaklardan uzak durmak olduğunu görüyordu insan. Kavrayış, haz, paylaşım, çaresizce ihtiyaç duyduğumuz her şey bir başka hayat içindi ve bu hayat için "mış gibi" yapmakla, zaman doldurmakla, kılık değiştirmekle yetinmek gerekiyordu. İnsan, en azından psikiyatri kliniğinde kendisi gibi olabilirdi, her yanı paramparça, belki onarılamaz haldeydi ama hakikiydi. Bu temel üzerine kendini yeniden inşa etmek mümkündü belki.
Sayfa 130·Kitabı okudu
Bana aniden onun için gizemli bir varlıkmışım gibi baktı. Durum gerçekten de böyleydi. Başkalarına gizli saklımızı açmıyor, sonra gizleyip sakladıklarımıza ulaşmanın yolunu kendimiz de unutuyoruz, oysa koşullara göre ev olarak seçtiğimiz bu evlerden ve bu mektup kutularından öte, köklerimiz onlarda.
Sayfa 129·Kitabı okudu