Emrah Boz

Para ruhsal arzuyu görünür kılan, somut hale getiren bir sembolden başka bir şey değildir. Arzu duyduğun maddi tüm şeyler sadece semboldür; onu kendin için değil, o an ruhunu hoşnut edeceği için arzularsın.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bir kişi pantolon giyerken hep aynı ayağını önce sokar, asla diğerini sokmaz. Bunda ne avantaj ne mantık vardır. Herkes yapar bunu, yine de kimse üzerine düşünmez ve sebebini araştırmaz diye düşünüyorum. Ama aktarılmış bir alışkanlıktır ve şüphesiz aktarılmaya da devam edecektir.
Uykulu ya da uyanık... Zihin tamamen bağımsızdır. Senin efendindir. Onun üstünde bir hükmün yoktur. Senden bağımsızdır ve bağımsız olarak kararlarını alır ve uygular; bir şarkı çalmaya karar verir, satranç oynar, sen uyurken ustalık isteyen ve karmaşık rüyalar inşa eder. Senin ne yardımına ne rehberliğine muhtaçtır ki zaten ikisini de ister uyanık ister uykuda ol kullanmaz. Zihnine bir düşünce ekebileceğini hayal etmiş ve buna öyle inanmıştın ki...
Belki de bekliyordur!
Evet, sebatla, hiç durmaksızın, uyanık olduğun her an çalışıyor. Hiç tüm gece bir türlü durmayan zihnine çalışmayı bırakması için yalvarıp yakardığın olmadı mı? Zihninin hizmetkârın olduğu ve emirlerine boyun eğmesi gerektiğini düşünüyor olabilirsin, sana göre dur dediğin zaman durmalı, düşün dediğin zaman düşünmeli. Ama o çalışmayı seçtiğinde bir saniyeliğine bile durduramazsın. Dünyanın en akıllı insanı da olsan zihnine emir verip çalıştıramazsın. Zihnin çalışmak için sana ihtiyaç duysaydı sabah çalışmak için senden emir bekliyor olurdu.
Aklını ve duygularını şekillendiren insanın çevresidir, bu çevre onun ideallerini biçimlendirir, onu ait olduğu yola yönlendirir ve orada tutar. Günü gelir o yoldan ayrılırsa kendini sevdiği ve değer verdiği, onayının kendi için mühim olduğu insanlardan ayrılmış halde bulur. Bukalemun gibidir aslında, doğasının gereği, ait olduğu çevrenin rengini alır. Onu çevreleyen etkiler sevdiklerini, sevmediklerini, siyasi görüşünü, tat algısını, ahlakını, dinini şekillendirir. Bunların hiçbirini kendi yaratmaz. Kendi yarattığını sanır çünkü konunun derinine inmemiştir.