elim ayağım
epeydir kimin kime ne anlattığını bilmiyorum
adında hem ekmek, hem gül geçen kimseyi görmedim
tanımıyorum
ben biraz yavaş
günde beş defa hiçbir şey yapmayan biri
ben biraz en üzgün baharatlara fena meyilli
mümkünse haşhaş
yoksa benzeri sözcüklerle de kırabilirim kalbimi
diyelim zencefil
diyelim hatmi
elim ayağım
başımdan geçenle aklımdan geçenin karıştığı bu masal
aşk her şeyi daha yavaş yapmaktır diye diye yürüdüğüm bir sokak
kalbinde tef ve delik
kalbinde dünya lekesi taşıyan bir çocuk resmi demişti
madem günde beş vakit kalkıp sana baktım
madem dünyanın bu kadar sabahını ben uyandım
ben uyudum bu kadar uykusunu
diledim dünyaya fena inanmış bir yüzüm olsun
kendimi seninle öldüreceğim dediğim feci bir kalbim
bir elim
bir ayağım
ağzıma doldurduğum rüzgarla üfleyeceğim sözlerim
diyelim fena
diyelim feci
elim ayağım
artık nereye ne götürdüğümü bilmediğim bu sapakta
Kendimi bırakmak, kaybetmek istiyorum, ruhumu, ne manaya geliyor ki bu, hayatın içimde nabız gibi attığını hissetmek istiyorum, büyük bir gelgit dolsun içime, denizin dalga dalga kabarışıyla bir olmak istiyorum: Sular çekildiğinde de tertemiz, dingin kalayım, pis kokan çöplerden, durgun kokuşmuş sudan kurtulayım. Bütün bunlar ne manaya geliyor?