Kırılıyoruz, ya sen ya ben
ya da kırılmışlığımız
öyle derin öyle onarılmaz
bir yol arıyor yüzeye vurmak için
bir bahane.Onarılamıyoruz
onaramıyoruz, ekimiz görünmeden
sen ve ben
aramıza gerilen sahte deri
katılaşmış, çatlayabilir ancak, çatlıyor
sızıyor kan senden ya da benden
bazen ikimizden
bilemiyoruz yaşamayı severek
ve sevmeden
belki hem severek hem sevmeden
böyle parçalanarak dağılarak
mı ölünür?
dünyaya bir bütünlük bırakmadan
oysa ölüm bile usul usul
yaşama benzer yaşama benzer
..çünkü şiddet insanın içinden eski kutsal muhtevasını sıkıp çıkardı ve yerine caniliği yerleştirdi; kötülüğe önce çaresizlikten, sonra inanç ve tatminkârlıkla sarılır oldu insan, dehşetten ölmemek için. Kötülük ve iyilik artık aynı esinli, dokunaklı ve cazip suretle çıkıyor karşımıza. Çağımıza özgü bu hal eskiden ne bilinirdi ne de olanaklıydı; insan eskiden de caniliğe meyledebilir ama onu bir talihsizlik olarak görür, üstesinden gelince de tekrar hayatın tanıdık sıcak iyiliğine sokulurdu; şimdiyse beşer kendini ve başkalarını yakarak ısınıp yaşayabilme kabiliyetine kavuşturuldu.