Kılavuz

Bilge Karasu
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 24 dk.
Sayfa Sayısı:
120
Basım Tarihi:
Kasım 2019
İlk Yayın Tarihi:
Kasım 1990
Yayınevi:
Metis Yayınları
ISBN:
9789753420051
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·136 syf.··
2017 27. kitabı
BİR DERİN OKUMA DENEMESİ Georges Perec’in Kayboluş’undan söz edilmişti. Hiç E harfi kullanmamış diye. Niyeyse aklıma geldi. Ardında Bilge Karasu varmış meğer. Perec bulanıklaşınca anladım. Kılavuz. Asıl oymuş aklımda. Zaten ne olacaktı ki ya Gece ya Kılavuz. Bilge Karasu da hiçbir eserinde VE bağlacını kullanmamış ya, Perec işte onu hatırlatmıştı. Bilen bilir. Çok dillendirilmez ama. Belki de meziyet sayılmaz. Kim bilir? Bu bol kedili adamın Kılavuz’u. Murakami doğduğunda o liseyi bitirmişti muhtemelen. Kediler önce BK’yu sevdi anlayacağınız. Uzun uzun yaptığım bir incelemesi vardı. Bunu sitede paylaşayım istedim. Üstünde biraz daha çalıştım. Site okurlarına dönük bazı değişiklikler. Tahlil değil. Tek yönlü bir derin okumaydı. Rene’ye de buradan selam olsun. Tahlil öyle siteye yazılacak bir şey değildir. Çünkü çok yönlü bir tahlil bir edebiyatçının çok ama çok zaman ayırması gereken bir iştir. Meslektir aslında. Tefsir etmektir. Neyse. Uğur asıl kahramanımız. Onun yaşadıklarını onun gözüyle görüp onun ağzından dinliyoruz. Rüyalarla başlıyor hikayesi. Rüya muhabbetine paralel bir iş arama çabası da var. Bir gazete ilanıyla ilk kontağı kuruyor. Yaşlı bir adama refakatçi arıyorlar. Bu yaşlı adama (Mümtaz bey) bakan yeğeni Yılmaz bey bir süreliğine olmayacağından, refakatçi aramaktadır. İş başvurusu kabul oluyor Uğur’un. Bir de Mümtaz bey’in taksicisi İhsan var. Zamanla Uğur, Mümtaz ve İhsan arasında güzel bir dostluk oluşuyor. Uğur bir kitap sever. Ayrıca rüyasında gördüklerini kaleme almasını da seviyor. Bu metinleri Mümtaz ve İhsan’la da paylaşıyor. Roman gerilimini bu üçlünün tedirgin, üstü kapalı konuşmasıyla arttırıyor. Gerilim kitabın sonunda çözülüyor. Anlıyoruz ki girift rüyaların sebebi bir suçlulukmuş. Meğer Uğur, birkaç yıl önce hayata küsüp
Siyaset
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,018 okunma
Postmodern Eserlerin Özellikleri Bağlamında Bilge Karasu'nun Kılavuz'unu Okumak
Puan vermedi·136 syf.·
2019 25. kitabı
Bazı romanlar vardır, okuyup bitirdikten sonra bile romanın karakterleri içinizde yaşamaya devam ederler, kafanızda o romana farklı devam metinleri yazar, bir süre o eserin etkisinden kurtulamazsınız. Çok sevdiğim kitaplarda yaşadığım bu hal, Bilge Karasu’nun “Kılavuz” romanında bambaşka şekilde kendini gösterdi. Romanı bitirdiğimde eserin zihnimde bitmediğini fark ettim. Bir günde okuyup bitirdiğimi sandığım kitap, içimde konuşmaya devam ediyordu. Ama bu bitmeme hali o çok sevdiğim romanlardaki halden farklıydı, ben romanın bana ne anlattığını çözümlemeye çalışıyordum. Romanda kullanılan isimleri, Uğur’un düşlerini, video kasetini ve üzerinde pathos (acı)kelimesinin birkaç harfini taşıyan taşı, Yılmaz’ın gizemini, İhsan’ın romandaki yüzeysel görünen ama derin varlığını, Mümtaz Bey’in romandaki varoluş sebebini… Kafamda hep roman vardı, uykuya dalarken, uyandığımda, bir işle meşgul olurken… O zaman bu romanın polisiye gibi görünen kolay kurgusu altında daha derin anlamlar barındırdığını fark ettim. “Kılavuz”, Bilge Karasu’dan okuduğum ilk kitaptı ve yazarın evrenine hakim olamamaktan dolayı romanı tabir-i caizse el yordamıyla, düşüne düşüne keşfediyordum. Sonra roman hakkında araştırma yapmaya başladım. Storytel’de keşfettiğim Notos'un Bilge Karasu özel sayısını defalarca dinledim, dinledikçe romandaki kapılar kafamda yavaş yavaş açılmaya başladı. Romanda dikkatimi çeken detaylardan biri de yazarın öz Türkçe kelimelere olan merakıydı. Yazar kelimelerle yeni bir dil kuruyordu adeta, ya da dil vasıtasıyla yaşamın bir benzerini bu defa yazıda yaratmak istiyordu. Yani yaşamın kendisi gibi hareketli, başı sonu belirsiz, sürprizleri olan, tam olarak anlaşılmayan ve baktığın yere göre değişim gösteren, üzerinde düşündükçe kendini açan bir metin. “Umberto Eco ‘Yorum ve
Edebiyat
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,018 okunma
Kafanızda onlarca cevapsız soru ile kalakalmak istiyorsanız okuyun :)
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 40. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2020 21:29
Kılavuz: Bittikten sonra akıllarda binlerce soru bırakan kitap. Asıl anlamına baktığımızda ise; Herhangi bir alanda, konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kişi, kitap veya benzeri şey... Bu yol göstermenin tek bir yolu yoktur değil mi? Karasu da, bu kitapta okura binlerce soru sordurarak yapıyor bunu, ama bir yerinde de şöyle diyor: "Anlaşılamayacak şeyler hep kalacaktır yolumuzun orasında burasında..." İşte ne kadar kılavuz da tutsak, anlamaya da çabalasak hep bir şeyler eksik kalacak. Tabii bu eksiklik kılavuzun eksikliği mi yoksa sizin eksikliğiniz mi orası ayrı bir konu. Olay da burada sanırım. Çabalamak, sormak, soruşturmak birinci görev olmalı her zaman. Önce yazara değinmek gerekirse; Karasu'yu her okuduğumda çok büyük heyecanlara kapılıyorum. Kendine has dili, kelimelerin sıkça kullanılan anlamlarını değil de nadiren kullanılanlarını tercih etmesi bile gerçekten farklı olduğunu ve sıradan olmadığını gösteriyor. Her ne kadar kapalı bir anlatımı olsa da, yorulmayı, düşünmeyi dert etmeyen okurlar için bulunmaz bir nimet. Şurada da dediği gibi; #26914328 "Bütün bunlar bize bir şeyler düşündürecek, bir şeyler gösterecek, bir şeyler anlatacak, kendi kendimizi belki daha iyi anlayacağız, hem kendimizi belki daha iyi tanıyabileceğiz..." Aslında farklı neler anlatabilirim diye düşündüm, sitede de çok güzel incelemeler var ama yine de bir iç dökme olarak bir şeyler karalamak istedim. Ve kitaba dönersek, yazarın, karakterlerin her birine kendinden parçalar yerleştirdiğini düşünüyorum. Karakterlerin hepsinde de karamsar, kapalı, gizemli bir hava var. Bilge Karasu da böyleydi sanırım. Gece kitabında da karamsar bir hava vardı. Yaşadığı dönem ve cinsel eğilimleri sanırım en büyük etkendi buna. Şu dönemde bile eşcinsellik konu olduğunda olay
Edebiyat
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,018 okunma
Kimliğin Anahtarı Kılavuz
Puan vermedi·136 syf.·
2018 8. kitabı
Bilge Karasu'yu okumak bir tenhalığın içinde yön duygusunu kaybetmiş bir vaziyette sonsuz sayıda savrulmaya benziyor. Kaybolmaktan korkmayan okuyucular, onun metinlerinde anlam arama mücadelesini kendi lehine çevirmeyi başarıyor. Aslında yazarımız bu eserinde bizlere kimliğinin anahtarını, benliğinin "Kılavuz"unu sunuyor.Yön duygusunu kaybeden okuyucuya, Oğuz Atay misali "Ben burdayım sevgili okuyucum, sen nerdesin?" diye sesleniyor. Peki bu sesi işitmek onu duymamız ve anlamlandırmamız için yeterli oluyor mu? Bu sorunun cevabını sevgili Edip Cansever : "Anlaşılmak! -değil mi ama- sanki kimsenin olamaz" dizeleriyle , "anlamak" eyleminin güçlüğünü "anlaşılmak" eyleminin ise ulaşılmazlığını tarif ederek veriyor . Eserin başkişisi Uğur'un benliğinde var olan tüm duyguları düşleri vasıtasıyla ortaya çıkması sanki Karasu'nun usunun bir yansıması olarak bizlere sunuluyor. Eserin başından sonuna dek buhrandan,gerilimden,korkudan ve gizemden ibaret bir tablo imgeliyoruz. Yılmaz'ın Uğur'a hediye ettiği Goya tablosu gibi. Sahi, tablonun altında yazdığı gibi usun uykuya dalması canavarlar mı üretiyor? Uğur'un usunu meşgul eden düşleri , onun durmak bilmeyen "abuklamaları" yaşamı boyunca keçilerinin peşinden giderek hayat oyununu yazma eylemiyle yeniden kurgulamasıyla mı anlam buluyor ? Bilge Karasu yaşasaydı ve onunla karşılaşma imkânım olsaydı ona zihnimin köşelerini her seferinde yeniden keşfetmemi sağladığı için içten bir teşekkür ederdim.
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,018 okunma
KARASU'YUMUZDA BİR KILAVUZ
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2019 46. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2019 14:29
İmgelere Temel Oluşturan Kavramlar: ölüm, sevgi, tedirginlik, güven, iletişimsizlik, korku, arayış, kaçış, yalnızlık, yabancılaşma, umutsuzluk, cinayet, kaza, intihar, gizem, hesaplaşma... Metnin Türü: Metin! Karasu’nun kendi arzusu üzere yazdıklarını metin olarak sınıflandırmak doğru olacaktır. Yer: Yazı çalışmalarında Karasu’nun özel hayatında da tercih ettiği bilindiği üzere bir deniz kenarında yer alan ancak gerçek hayatta nerede olduğunu bulamayacağımız kurgusal bir mekan olarak Turunç seçilmiştir. Ne zaman ki kitabın sonuna varılıp, yazacak bir şey kalmadığı görülür, o zaman Ankara (karasal bir gerçek mekan) yolculuğu başlatılır. Bakış Açısı: Ben anlatıcı ( Karasu’nun bu bakış açısı ve anlatıcı türünde yazdığı tek eseri olması ilginç) Anlatım: Metin boyunca bizimle bilinçli olarak kurgulanmış oyunlar oynamak suretiyle dikkatimizi çekici yollarla anlatının kurgusal yapısını bozma girişimlerinde bulunuyor Karasu. Metin içinde Uğur’un yazmış olduğu metin önümüze konularak, yazılmış olan metnin kurmaca olduğunun altını çizilmekte ve gerçeği sorgulamamız istenmekte. İşte postmodernizm! İşte üstkurmaca! Ya metinlerarasılık? Metinlerarasılık illa ki yazılı metinler aracılığıyla mı sağlanır? Hayır! Metinden yeni anlamlar üretmeyi sağlamak amacıyla okuru anlamlandırma sürecine daha etkin olarak katmaya çalışan yazar metinde Verdi’nin Un ballo in maschera-Maskeli balo uvertürünü, Goya’nın El sueno de la razon (Aklın uykusu canavarlar yaratır) tablosunu ve belki biraz zorlama da olsa Huzur’un İhsan ve Mümtaz karakterlerinin çağrışımlarını kullanarak metinlerarasılık yaratmaya çalışmış denilebilir. Demek ki değişik sanat dallarını edebiyat teknesinde yoğurarak daha lezzetli bir metin yaratma çabası içinde denilebilir. Neden? Edebiyat yaşamın yansıması ise; yaşam da
Edebiyat
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,018 okunma
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2017 18. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2017 00:43
Tam anlamıyla boş zaman, sessizlik ve sakinlik isteyen bir kitap. Yoksa en ufak bi dikkat dağınıklığında kaybolup gitmek işten bile değil. Bir sabah, rastgele denk geldiğiniz gazete ilanındaki bir işe başvurursanız ve bu iş sanki tam da siz başvurun diye hazırlanmış gibiyse… Düş ile gerçeği ayıramayan bir adam için, bu tuhaf durum, gizemli bir kaset ve sır saklayan bir arkadaşın da hayatına girmesiyle karmaşıklaşır. Cevapsız sorular, olayların arkasındaki gizi çözmek için verilen mücadele, şüpheler ve tam olaylar aydınlanıyormuş gibi gözükürken beliren yeni yeni sorular… Ben, Uğur’un yerine kendimi koyma işini fazla abartmış olacağım ki, tüm o düşlerin, soruların ve ihtimallerin içerisinde kayboldum. Yaşam bir oyun mudur? Oyunsa tek oyunculu bir oyun mudur? Yoksa bir sürü oyun ve oyuncunun bir arada bulunduğu karmaşık bir oyun mudur? Bu oyunun taşları isek, bu durumda ölüm, özgürlüğü getirecek bir anahtar mı olur?
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,018 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2021 12:27
Kitap grubumda adı geçen ama hiç kitabını okumadığım için benim istek yaptığım ve kitap seçimini kitap liderine bıraktığım zor denilen yazarın hayran kaldığım kitabı... Dostluk, arkadaşlık ve beğeninin içe girdiği, ne zaman düş ne zaman gerçek algılayamadığınız bir dünyada, var olma kendine ait olma, çabasının garip bir usulle anlatıldığı güzel kitap. Yeni bir Bilge Karasu okuru için anlaması zor ama bir o kadar da anlamaya çalışmanın verdiği müthiş hazla elinizden bırakamayacağınız harika bir kitap...
1000Kitap
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,018 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2020 29. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2020 22:39
Uçsuz bucaksız hayal gücüne sahip Bilge Karasu'nun "Kılavuz" romanının LGBT edebiyatına yaptığı katkı önemli olmakla beraber esas meseleyi 39.sayfada Uğur bize söylüyor: “Anlaşılamayacak şeyler hep kalacaktır yolumuzun orasında burasında,”
1000Kitap
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,018 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2022 9. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2022 23:58
Bilge Karasu’nun postmodern tarza yazdığı çok sağlam edebiyatçı olmayanların kitabı anlamakta zorlanacağını ve oldukça sıkıcı geleceğini düşündüğüm kitabı. Kitap baş karakter Uğur’un uyurken ve uyanıkken gördüğü rüyalar ile bu rüyalardaki karakterlerin arasındaki ilişkiler üzerine kurulu. Kitap boyunca bu karakterlerin gerçek mi yoksa hayal ürünü mü olduğu muğlak bırakılmış. Ölüm, korku, bilinçaltı temaları işlenmiş bir de eşcinsel öğeler var kitabın içinde. Ayrıca bol bol imge ve sonraki bölümlere göndermeler var . Çok ince işçilikle yazılmış ancak herkesin anlayamayacağı bir roman. Ben şahsen bu tarz romanları sevmiyorum aşırı yorucu ve bana bir şey katmayan bir tarz . Merak ediyorsanız Bilge Karasu’yu , en anlaşılabilir romanı diyebilirim .
Edebiyat
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,018 okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2016 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2016 11:06
Bazı diller yeniden yaratılır. Bazı cümleler sil baştan yazılır. Yeni dilinle yeni cümlelerin içindeki zorlukların tüm kapılarını açarsan eğer bu dillini birilerinin benimsemesini bekleyebilirsin. Dil benimsemek en büyük sorunlardan biridir okuyucu için. Benim içinde aynı şey geçerli hatta bir nebze fazla var diyebilirim. Yazarın kendince bir dil yaratması görülmeye ve okunmaya değer. Olay ilginç mi? Bir nebze. Kelimeler sağlam mı ? Gibi. Sanki. Kurgu kopukluğu var mı ? Hissedilmeyecek gibi değil.Uğur, Mümtaz, İhsan,Yılmaz, Bülent gibi baş kahramanların belkide içlerindeki boşlukların arayışıyla bitiriliyor denilebilir. Farklı bir üslup ve dilli kullanmak her zaman becerilemeyen bir şey olduğunu düşünürsek eğer evet kitap okunmaya değer. Ağır diye vazgeçmemek lazım.
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,018 okunma

Yazar Hakkında

Bilge KarasuYazar · 21 kitap
Bilge Karasu (1930, İstanbul - 13 Temmuz, 1995), Türk öykü, roman, deneme yazarıdır. Aynı zamanda felsefeci yanı olan Karasu, metinlerinde felsefi sorunları işlemiş ya da onun metinleri felsefi incelemenin konusu olarak görülmüştür. Postmodern romanın Türkiye'deki önemli isimleri arasında değerlendirilmektedir. Yaşamı Bilge Karasu 1930'da İstanbul'da dünyaya geldi. Genellikle sanıldığının aksine, Musevi asıllı Osmanlı siyasetçi Emanuel Karasu ve onun yeğeni dünyaca ünlü yoğurt şirketi Danone Grubu'nun kurucusu İzak Karasu ile herhangi bir akrabalık ilişkisi bulunmamakla birlikte, Bilge Karasu'nun daha sonra Müslümanlığı seçmiş bulunan anne ve babası da Musevi asıllıdır. Şişli Terakki Lisesi'nde ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde öğrenim gördü. 1963 yılında, Rockfeller bursuyla gittiği Avrupa'dan 1964'de dönerek çevirmenliğe başladı. Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü'nde ve Ankara Radyosu dış yayınlar servisinde çalıştı. Ankara Radyosu için radyo oyunları yazdı. 1974 yılından ölümüne kadar Hacettepe Üniversitesi' Felsefe bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ankara'da Nilgün Sokak'ta yıllarca küçük bir bodrum katında yaşadı. 14 Temmuz 1995'de pankreas kanseri tedavisi sürerken Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde öldü. Cebeci Asri Mezarlığı'na gömüldü. Çalışmaları Yazmaya 17 yaşında başladı. İlk yazısı 1950'de, ilk öyküsü de 1952'de Seçilmiş Hikayeler Dergisi'nde yayımlanan Bilge Karasu, bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını işleyen bir yazardır. Her insanın hayatında en az birkaç kere kafasından geçirdiği ya da yaşadığı "sevgi", "dostluk", "yalnızlık", "tutku", "inanç/inançsızlık", "korku" ve "ölüm" gibi kavramları imgesel bir dille anlatır. Okuyucu günlük hayatına tanıklık ettiği hikayedeki kahramanda ya da kişilerde kendinden parçalar bulur. Böylece kullanılan imgeleri de rahatlıkla bilinçaltında kendi yaşamına göre şekillendirip yorumlar, hikayeyle okur arasında bir bağ oluşur. Çünkü Karasu, insanla/insanüstüyü, olağanla/olağanüstüyü yapaylığa düşmeden, metnin doğal akışı/hayatın da kurgusal akışı içinde verir. Okurun hayal gücünü bir noktaya kadar özgür bırakır. Karasu kelimelerini özenle seçer. Dili işlenmiş, üzerinde çok çalışılmış, oynanmış bir dildir. Kullandığı arı Türkçe başka yazarlarda yapay ve zorlama dururken, onun metinlerinde hoş bir tat bırakır. Çünkü ritim düşünülerek, ses düşünülerek, görsellik düşünülerek kurulmuş, kurgulanmış, kusursuz olması istenmiş bir dille yazılmıştır. Türkçe edebiyatın en özgün kalemlerinden biri olan Karasu "Gece" adlı kitabıyla Amerika'da verilen "Pegasus Ödülü"nü kazanan tek Türk yazardır; bu ödülle birlikte kitapları İngilizceye çevrilmiş ve ABD'nin çeşitli üniversitelerinde romanı Türk edebiyatı üzerine konferanslar vermiştir. Ölümünden önce yayınlanan kitabı Narla İncire Gazel (1995), ölümünden sonra 1996'da yayınlanan son kitabı ise Altı Ay Bir Güzdür. Anısına Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Merkezi 13-14 Aralık 2010 tarihlerinde Bilge Karasu'nun doğumunun 80, ölümünün 15.yılı dolayısıyla "Altı Ay Bir Güz" başlığı altında Uluslararası Bilge Karasu Sempozyumu düzenledi. Başkanlığını Talat Halman'ın yaptığı sempozyuma Bilge Karasu'dan ingilizceye yaptığı çevirilerle 2004'te ABD'nin en önemli çeviri ödülünü (National Translation Award) kazanan Aron Aji ve kimi kitaplarını Fransızcaya çeviren Alain Mascarou ile edebiyat dünyasından isimler katıldılar.