Kılavuz

Bilge Karasu
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 51 dk.
Sayfa Sayısı:
136
Basım Tarihi:
1995
İlk Yayın Tarihi:
Kasım 1990
Yayınevi:
Metis Yayınları
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·136 syf.··
2024 117. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2024 20:06
Bilge Karasu ayrıcalığı ile okur olmak… Dört ana karakterle büyük bir anlatı çıkarmak. Karakterlerin hepsi birbirinden gizemli ,silik aynı zamanda çok baskın… hepsi bir arada nasıl oluyor ; konu Bilge Karasu ise mümkün Her şeyin planlı olduğu ama tesadüflerin yönettiği bir yaşam kurgusu yapmış yazar. Tam bir şeyleri anlatırken öyle bir yerde kesiyor ki acaba deyip tamamlamak zihnimizin kıvrımlarına kalıyor İsim isim anlatsak sayfalarca da yazsam Sevgili Bilge Karasu’nun hacimsiz fakat büyük anlatısına ulaşmanın imkansızlığında ancak çırpınırız Velhasıl ; okuyun okutun… Mutlu günler
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 19951,020 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2021 25. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2021 01:44
Postmodern bir roman olan Kılavuz, üstkurmaca, bilinçakışı gibi telkinlerin ustaca kullanıldığı oyun içinde oyun olarak tanımlanabilecek yapıda; akımının -postmodern romanın- en bariz örneklerinden. Yabancılaşma, arayış düş ve gerçeğin birleşmesi noktalarında öne çıkıyor. Öyleki düş ve gerçekliği ne biz ne karakter -Uğur- ayırabiliyor.
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 19951,020 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2024 14. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2024 22:04
Klavuz Yazmasaydım unutup gidecektim belki,çoğunu.Oysa şimdi geviş getirip duruyorum.Şu "aracı olmak",araç olmak, bir oyunun taşı,bir oyunun taşı,ya da taşları olmak... Ölümden de kaygılandırıcı olan,dönülmez olan durum, bu muydu acaba? Anlaşılmayacak şeyler hep kalacaktır, yolumuzun orasında burasında. Bilge Karasu'nun kafalarda soru işaretleri bırakan,post-modern,oyun içinde oyun,düş ile gerçeği bir arada yaşayacağınız bir eseri. Evet gerçekten kitabın kahramanı Uğur'un rüya mı gördüğünü gerçek olayları mı anlattığını anlamakta zorlanabilirsiniz. Biraz sıkıcı ve durgun gelebilir. Ama öyle bir gizem de var ki,sizi içine çekiyor. Ölümle yaşam arasında,acaba eş cinsellik hangi boyutta ve daha bunun gibi bir çok konuda kendinizi düşünürken bulacaksınız. Keyifli okumalar. #klavuz#bilgekarasu#metisyayınları#okudumbitti#okudumokuyun#oku#okumak#okumaközgürlüktür#okumakgüzeldir#kitap#kitaplardankesitler#kitaplık#kütüphanem#kitapkurdu#kitaplardanalıntılar#kitapyorumu#keşfetteyiz#kesfet#keşfetedüş#kesfettengelenler#yazar#yazarlıkatölyesi#yazarsözleri#bookstagram#booklover#bookstagrammer#booksbooksbooks#booksandcoffee#books#ilovebooks
2024 Okuma Raporları
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 19951,020 okunma
10/10
·136 syf.··
2020 96. kitabı
Bilge Karasu kitaplarını okumamışsanız Kılavuz kitabı önerilir ilk. Ama kolay okunan bir kitap mıdır? Değişir bu sorunun cevabı okuyucusuna göre.Şayet bu kitabı ben okuyalı 10 seneden fazla olmuştur, o zaman hem zorlamış hem de epey germişti beni yazarın hayal gücü.Yine aynı etkiyi yarattı mı diye soracak olursanız,(sormasanız da yazarım) hem de fazlasıyla. Gerilim tarzı film çok severim ancak çok farklı bir histir Bilge Karasu'nun kitaplarını okumak.Hem zorlanır hem bırakamazsınız elinizden. O'nun kitaplarında ölüm, korku, kaçış, yalnızlık temel kavramlardır. James Joyce, Virginia Woolf tadındadır kitapları ki zaten kullandığı teknik hepimizin çok sevdiği bilinçakışı. Biraz daha yumuşatılmış ama. Kahramanı rüyada mı, hayal mi kuruyor, bizzat yaşıyor mu o olayları anlayamazsınız hemen, kısa ama yoğun ve sizi daha ilk sayfadan içine alan bir anlatımı vardır kitaplarında. Kılavuz'da da kahramanımız hayal gücü oldukça gelişmiş ve garip rüyalar gören ve beni gerim gerim geren Uğur. Gerçi kitapta hepi topu 4 kişi var zaten ve hepsi de birbirinden ilginç ve karanlık. Birden ortaya çıkan ve kitabın sonuna kadar bilinmezlik kumkuması taksici İhsan,bilgi ve deneyimlerini garip bir şekilde aktaran Mümtaz Hoca, kitabın başından beri varlığını bildiğimiz ama bir türlü gizemli halinden çıkıp bize kendini göstermeyen Yılmaz Bey. Belli bir konu yok aslında, kurgu içinde kurgu görürsünüz ve bu  durum bir süre sonra sizi şaşırtmaz olur.Kitaba ismini veren Kılavuz kelimesi de zaten bir kez geçiyor kitapta. [syf. 128'de] Peki neden ismi Kılavuz? Bence insan kılavuz ararken kendine, kaybolur gider başkalarının kendisine çizdiği yolda, bunu vurgulamak için böyle bir isim seçmiş olabilir ve bence çok da güzel bir seçim olmuş. Farklı bir kitap deneyimi yaşamak istiyorsanız kesinlikle
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 19951,020 okunma
Aklın Uykusu Canavarlar Yaratır.
9/10
·136 syf.··
2025 32. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2025 12:17
Bilge Karasu ile tanışma kitabım "Kılavuz". Bu nasıl bir hayal gücü, nasıl okuyucu ile oyunlar oynamak. Yani bu artık kurmacanın da kurmacası bir üst kurmaca değil midir? Kitap boyunca Uğur karakterimizin düş mü gerçek mi olduğuna karar veremediğimiz anlatımını çözmeye uğraşıyoruz. Uğur gördüğü düşleri yazıya döken biri fakat bu durumda bile yazar bizi sürekli şüphede bırakıyor. Zaten bir yerden sonra hangisi gerçek hangisi rüya hepsi birbiri içine giriyor. Kitapta üzerinde durulan şeylerden biri de Goya’nın “El sueño de la razón produce monstruos” tablosu. Tablonun Türkçe ismi: Aklın Uykusu Canavarlar Yaratır. Açıp tabloya baktığınızda aslında kitabın tabloyu işaret ettiğini görebilirsiniz. Okumak isteyenlere önerim ilk bu tabloya ve hikayesine göz atmaları olacaktır. Okuması, evet biraz zorlayıcı ama elinizden de bırakamayacağınız bir kitap KILAVUZ.
1000Kitap
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 19951,020 okunma
9/10
·136 syf.··
2017 27. kitabı
BİR DERİN OKUMA DENEMESİ Georges Perec’in Kayboluş’undan söz edilmişti. Hiç E harfi kullanmamış diye. Niyeyse aklıma geldi. Ardında Bilge Karasu varmış meğer. Perec bulanıklaşınca anladım. Kılavuz. Asıl oymuş aklımda. Zaten ne olacaktı ki ya Gece ya Kılavuz. Bilge Karasu da hiçbir eserinde VE bağlacını kullanmamış ya, Perec işte onu hatırlatmıştı. Bilen bilir. Çok dillendirilmez ama. Belki de meziyet sayılmaz. Kim bilir? Bu bol kedili adamın Kılavuz’u. Murakami doğduğunda o liseyi bitirmişti muhtemelen. Kediler önce BK’yu sevdi anlayacağınız. Uzun uzun yaptığım bir incelemesi vardı. Bunu sitede paylaşayım istedim. Üstünde biraz daha çalıştım. Site okurlarına dönük bazı değişiklikler. Tahlil değil. Tek yönlü bir derin okumaydı. Rene’ye de buradan selam olsun. Tahlil öyle siteye yazılacak bir şey değildir. Çünkü çok yönlü bir tahlil bir edebiyatçının çok ama çok zaman ayırması gereken bir iştir. Meslektir aslında. Tefsir etmektir. Neyse. Uğur asıl kahramanımız. Onun yaşadıklarını onun gözüyle görüp onun ağzından dinliyoruz. Rüyalarla başlıyor hikayesi. Rüya muhabbetine paralel bir iş arama çabası da var. Bir gazete ilanıyla ilk kontağı kuruyor. Yaşlı bir adama refakatçi arıyorlar. Bu yaşlı adama (Mümtaz bey) bakan yeğeni Yılmaz bey bir süreliğine olmayacağından, refakatçi aramaktadır. İş başvurusu kabul oluyor Uğur’un. Bir de Mümtaz bey’in taksicisi İhsan var. Zamanla Uğur, Mümtaz ve İhsan arasında güzel bir dostluk oluşuyor. Uğur bir kitap sever. Ayrıca rüyasında gördüklerini kaleme almasını da seviyor. Bu metinleri Mümtaz ve İhsan’la da paylaşıyor. Roman gerilimini bu üçlünün tedirgin, üstü kapalı konuşmasıyla arttırıyor. Gerilim kitabın sonunda çözülüyor. Anlıyoruz ki girift rüyaların sebebi bir suçlulukmuş. Meğer Uğur, birkaç yıl önce hayata küsüp
Siyaset
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,020 okunma
Postmodern Eserlerin Özellikleri Bağlamında Bilge Karasu'nun Kılavuz'unu Okumak
Puan vermedi·136 syf.·
2019 25. kitabı
Bazı romanlar vardır, okuyup bitirdikten sonra bile romanın karakterleri içinizde yaşamaya devam ederler, kafanızda o romana farklı devam metinleri yazar, bir süre o eserin etkisinden kurtulamazsınız. Çok sevdiğim kitaplarda yaşadığım bu hal, Bilge Karasu’nun “Kılavuz” romanında bambaşka şekilde kendini gösterdi. Romanı bitirdiğimde eserin zihnimde bitmediğini fark ettim. Bir günde okuyup bitirdiğimi sandığım kitap, içimde konuşmaya devam ediyordu. Ama bu bitmeme hali o çok sevdiğim romanlardaki halden farklıydı, ben romanın bana ne anlattığını çözümlemeye çalışıyordum. Romanda kullanılan isimleri, Uğur’un düşlerini, video kasetini ve üzerinde pathos (acı)kelimesinin birkaç harfini taşıyan taşı, Yılmaz’ın gizemini, İhsan’ın romandaki yüzeysel görünen ama derin varlığını, Mümtaz Bey’in romandaki varoluş sebebini… Kafamda hep roman vardı, uykuya dalarken, uyandığımda, bir işle meşgul olurken… O zaman bu romanın polisiye gibi görünen kolay kurgusu altında daha derin anlamlar barındırdığını fark ettim. “Kılavuz”, Bilge Karasu’dan okuduğum ilk kitaptı ve yazarın evrenine hakim olamamaktan dolayı romanı tabir-i caizse el yordamıyla, düşüne düşüne keşfediyordum. Sonra roman hakkında araştırma yapmaya başladım. Storytel’de keşfettiğim Notos'un Bilge Karasu özel sayısını defalarca dinledim, dinledikçe romandaki kapılar kafamda yavaş yavaş açılmaya başladı. Romanda dikkatimi çeken detaylardan biri de yazarın öz Türkçe kelimelere olan merakıydı. Yazar kelimelerle yeni bir dil kuruyordu adeta, ya da dil vasıtasıyla yaşamın bir benzerini bu defa yazıda yaratmak istiyordu. Yani yaşamın kendisi gibi hareketli, başı sonu belirsiz, sürprizleri olan, tam olarak anlaşılmayan ve baktığın yere göre değişim gösteren, üzerinde düşündükçe kendini açan bir metin. “Umberto Eco ‘Yorum ve
Edebiyat
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,020 okunma
Kafanızda onlarca cevapsız soru ile kalakalmak istiyorsanız okuyun :)
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 40. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2020 21:29
Kılavuz: Bittikten sonra akıllarda binlerce soru bırakan kitap. Asıl anlamına baktığımızda ise; Herhangi bir alanda, konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kişi, kitap veya benzeri şey... Bu yol göstermenin tek bir yolu yoktur değil mi? Karasu da, bu kitapta okura binlerce soru sordurarak yapıyor bunu, ama bir yerinde de şöyle diyor: "Anlaşılamayacak şeyler hep kalacaktır yolumuzun orasında burasında..." İşte ne kadar kılavuz da tutsak, anlamaya da çabalasak hep bir şeyler eksik kalacak. Tabii bu eksiklik kılavuzun eksikliği mi yoksa sizin eksikliğiniz mi orası ayrı bir konu. Olay da burada sanırım. Çabalamak, sormak, soruşturmak birinci görev olmalı her zaman. Önce yazara değinmek gerekirse; Karasu'yu her okuduğumda çok büyük heyecanlara kapılıyorum. Kendine has dili, kelimelerin sıkça kullanılan anlamlarını değil de nadiren kullanılanlarını tercih etmesi bile gerçekten farklı olduğunu ve sıradan olmadığını gösteriyor. Her ne kadar kapalı bir anlatımı olsa da, yorulmayı, düşünmeyi dert etmeyen okurlar için bulunmaz bir nimet. Şurada da dediği gibi; #26914328 "Bütün bunlar bize bir şeyler düşündürecek, bir şeyler gösterecek, bir şeyler anlatacak, kendi kendimizi belki daha iyi anlayacağız, hem kendimizi belki daha iyi tanıyabileceğiz..." Aslında farklı neler anlatabilirim diye düşündüm, sitede de çok güzel incelemeler var ama yine de bir iç dökme olarak bir şeyler karalamak istedim. Ve kitaba dönersek, yazarın, karakterlerin her birine kendinden parçalar yerleştirdiğini düşünüyorum. Karakterlerin hepsinde de karamsar, kapalı, gizemli bir hava var. Bilge Karasu da böyleydi sanırım. Gece kitabında da karamsar bir hava vardı. Yaşadığı dönem ve cinsel eğilimleri sanırım en büyük etkendi buna. Şu dönemde bile eşcinsellik konu olduğunda olay
Edebiyat
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,020 okunma
Kimliğin Anahtarı Kılavuz
Puan vermedi·136 syf.·
2018 8. kitabı
Bilge Karasu'yu okumak bir tenhalığın içinde yön duygusunu kaybetmiş bir vaziyette sonsuz sayıda savrulmaya benziyor. Kaybolmaktan korkmayan okuyucular, onun metinlerinde anlam arama mücadelesini kendi lehine çevirmeyi başarıyor. Aslında yazarımız bu eserinde bizlere kimliğinin anahtarını, benliğinin "Kılavuz"unu sunuyor.Yön duygusunu kaybeden okuyucuya, Oğuz Atay misali "Ben burdayım sevgili okuyucum, sen nerdesin?" diye sesleniyor. Peki bu sesi işitmek onu duymamız ve anlamlandırmamız için yeterli oluyor mu? Bu sorunun cevabını sevgili Edip Cansever : "Anlaşılmak! -değil mi ama- sanki kimsenin olamaz" dizeleriyle , "anlamak" eyleminin güçlüğünü "anlaşılmak" eyleminin ise ulaşılmazlığını tarif ederek veriyor . Eserin başkişisi Uğur'un benliğinde var olan tüm duyguları düşleri vasıtasıyla ortaya çıkması sanki Karasu'nun usunun bir yansıması olarak bizlere sunuluyor. Eserin başından sonuna dek buhrandan,gerilimden,korkudan ve gizemden ibaret bir tablo imgeliyoruz. Yılmaz'ın Uğur'a hediye ettiği Goya tablosu gibi. Sahi, tablonun altında yazdığı gibi usun uykuya dalması canavarlar mı üretiyor? Uğur'un usunu meşgul eden düşleri , onun durmak bilmeyen "abuklamaları" yaşamı boyunca keçilerinin peşinden giderek hayat oyununu yazma eylemiyle yeniden kurgulamasıyla mı anlam buluyor ? Bilge Karasu yaşasaydı ve onunla karşılaşma imkânım olsaydı ona zihnimin köşelerini her seferinde yeniden keşfetmemi sağladığı için içten bir teşekkür ederdim.
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,020 okunma
KARASU'YUMUZDA BİR KILAVUZ
Puan vermedi·136 syf.··
Beğendi
·
2019 46. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2019 14:29
İmgelere Temel Oluşturan Kavramlar: ölüm, sevgi, tedirginlik, güven, iletişimsizlik, korku, arayış, kaçış, yalnızlık, yabancılaşma, umutsuzluk, cinayet, kaza, intihar, gizem, hesaplaşma... Metnin Türü: Metin! Karasu’nun kendi arzusu üzere yazdıklarını metin olarak sınıflandırmak doğru olacaktır. Yer: Yazı çalışmalarında Karasu’nun özel hayatında da tercih ettiği bilindiği üzere bir deniz kenarında yer alan ancak gerçek hayatta nerede olduğunu bulamayacağımız kurgusal bir mekan olarak Turunç seçilmiştir. Ne zaman ki kitabın sonuna varılıp, yazacak bir şey kalmadığı görülür, o zaman Ankara (karasal bir gerçek mekan) yolculuğu başlatılır. Bakış Açısı: Ben anlatıcı ( Karasu’nun bu bakış açısı ve anlatıcı türünde yazdığı tek eseri olması ilginç) Anlatım: Metin boyunca bizimle bilinçli olarak kurgulanmış oyunlar oynamak suretiyle dikkatimizi çekici yollarla anlatının kurgusal yapısını bozma girişimlerinde bulunuyor Karasu. Metin içinde Uğur’un yazmış olduğu metin önümüze konularak, yazılmış olan metnin kurmaca olduğunun altını çizilmekte ve gerçeği sorgulamamız istenmekte. İşte postmodernizm! İşte üstkurmaca! Ya metinlerarasılık? Metinlerarasılık illa ki yazılı metinler aracılığıyla mı sağlanır? Hayır! Metinden yeni anlamlar üretmeyi sağlamak amacıyla okuru anlamlandırma sürecine daha etkin olarak katmaya çalışan yazar metinde Verdi’nin Un ballo in maschera-Maskeli balo uvertürünü, Goya’nın El sueno de la razon (Aklın uykusu canavarlar yaratır) tablosunu ve belki biraz zorlama da olsa Huzur’un İhsan ve Mümtaz karakterlerinin çağrışımlarını kullanarak metinlerarasılık yaratmaya çalışmış denilebilir. Demek ki değişik sanat dallarını edebiyat teknesinde yoğurarak daha lezzetli bir metin yaratma çabası içinde denilebilir. Neden? Edebiyat yaşamın yansıması ise; yaşam da
Edebiyat
KılavuzBilge Karasu · Metis Yayınları · 20191,020 okunma

Yazar Hakkında

Bilge KarasuYazar · 21 kitap
Bilge Karasu (1930, İstanbul - 13 Temmuz, 1995), Türk öykü, roman, deneme yazarıdır. Aynı zamanda felsefeci yanı olan Karasu, metinlerinde felsefi sorunları işlemiş ya da onun metinleri felsefi incelemenin konusu olarak görülmüştür. Postmodern romanın Türkiye'deki önemli isimleri arasında değerlendirilmektedir. Yaşamı Bilge Karasu 1930'da İstanbul'da dünyaya geldi. Genellikle sanıldığının aksine, Musevi asıllı Osmanlı siyasetçi Emanuel Karasu ve onun yeğeni dünyaca ünlü yoğurt şirketi Danone Grubu'nun kurucusu İzak Karasu ile herhangi bir akrabalık ilişkisi bulunmamakla birlikte, Bilge Karasu'nun daha sonra Müslümanlığı seçmiş bulunan anne ve babası da Musevi asıllıdır. Şişli Terakki Lisesi'nde ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde öğrenim gördü. 1963 yılında, Rockfeller bursuyla gittiği Avrupa'dan 1964'de dönerek çevirmenliğe başladı. Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü'nde ve Ankara Radyosu dış yayınlar servisinde çalıştı. Ankara Radyosu için radyo oyunları yazdı. 1974 yılından ölümüne kadar Hacettepe Üniversitesi' Felsefe bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı. Ankara'da Nilgün Sokak'ta yıllarca küçük bir bodrum katında yaşadı. 14 Temmuz 1995'de pankreas kanseri tedavisi sürerken Hacettepe Üniversitesi Hastanesi'nde öldü. Cebeci Asri Mezarlığı'na gömüldü. Çalışmaları Yazmaya 17 yaşında başladı. İlk yazısı 1950'de, ilk öyküsü de 1952'de Seçilmiş Hikayeler Dergisi'nde yayımlanan Bilge Karasu, bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını işleyen bir yazardır. Her insanın hayatında en az birkaç kere kafasından geçirdiği ya da yaşadığı "sevgi", "dostluk", "yalnızlık", "tutku", "inanç/inançsızlık", "korku" ve "ölüm" gibi kavramları imgesel bir dille anlatır. Okuyucu günlük hayatına tanıklık ettiği hikayedeki kahramanda ya da kişilerde kendinden parçalar bulur. Böylece kullanılan imgeleri de rahatlıkla bilinçaltında kendi yaşamına göre şekillendirip yorumlar, hikayeyle okur arasında bir bağ oluşur. Çünkü Karasu, insanla/insanüstüyü, olağanla/olağanüstüyü yapaylığa düşmeden, metnin doğal akışı/hayatın da kurgusal akışı içinde verir. Okurun hayal gücünü bir noktaya kadar özgür bırakır. Karasu kelimelerini özenle seçer. Dili işlenmiş, üzerinde çok çalışılmış, oynanmış bir dildir. Kullandığı arı Türkçe başka yazarlarda yapay ve zorlama dururken, onun metinlerinde hoş bir tat bırakır. Çünkü ritim düşünülerek, ses düşünülerek, görsellik düşünülerek kurulmuş, kurgulanmış, kusursuz olması istenmiş bir dille yazılmıştır. Türkçe edebiyatın en özgün kalemlerinden biri olan Karasu "Gece" adlı kitabıyla Amerika'da verilen "Pegasus Ödülü"nü kazanan tek Türk yazardır; bu ödülle birlikte kitapları İngilizceye çevrilmiş ve ABD'nin çeşitli üniversitelerinde romanı Türk edebiyatı üzerine konferanslar vermiştir. Ölümünden önce yayınlanan kitabı Narla İncire Gazel (1995), ölümünden sonra 1996'da yayınlanan son kitabı ise Altı Ay Bir Güzdür. Anısına Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Merkezi 13-14 Aralık 2010 tarihlerinde Bilge Karasu'nun doğumunun 80, ölümünün 15.yılı dolayısıyla "Altı Ay Bir Güz" başlığı altında Uluslararası Bilge Karasu Sempozyumu düzenledi. Başkanlığını Talat Halman'ın yaptığı sempozyuma Bilge Karasu'dan ingilizceye yaptığı çevirilerle 2004'te ABD'nin en önemli çeviri ödülünü (National Translation Award) kazanan Aron Aji ve kimi kitaplarını Fransızcaya çeviren Alain Mascarou ile edebiyat dünyasından isimler katıldılar.