Gergedan (Büyük Küfür Kitabı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,6bin
Gösterim
Adı:
Gergedan
Alt başlık:
Büyük Küfür Kitabı
Baskı tarihi:
8 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750844133
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Mine Söğüt Gergedan’la unutulmaz Deli Kadın Hikâyeleri’nin izinden gidiyor. Yüksek gerilimli bir dille zihni kamçılayan öyküler kuruyor. Güncel olaylara yaşadığımız günlere getirdiği bakış açılarıyla okurunu derinden sarsıyor. Bir ateş yakıyor. Karanlık dağılıyor.

Arada bir kedi eziyorsun. Sonra bir sincap. Sonra bir kirpi. Sonra köpek. Sonra ne olduğu anlaşılamayan şey. Sonra bir gelincik. Geç. Bir tilki. Geç. Bir kaplumbağa. Geç. Bir tavuk. Geç. Bir kertenkele. Geç geç. Bir yılan. Geçiniz. Bir kunduz. Geçiniz. Bir ceylan. Bir gelincik. Onu da geçiniz. Bir inek. Geç. Bir koyun. Geç. Bir devekuşu. Geç geç geç. Bir ejderha. Geç geç.
Bir Zümrüdüanka eziyorsun.
Geçiyorsun.
Bir gergedan eziyorsun.
Geçiyorsun.

Yeryüzünün gerçek tanrıları tekerlerinin altında, bağırsakları dışarıda. Herkesle beraber irili ufaklı kan lekeleri bıraka bıraka ardında işe gidip geliyorsun.
120 syf.
Eugene Ionesco

Ben sizin gergedanlaştıramadıklarınızdanım..

Yalan aynada gördükleriniz.
Git gide susan, sessizleşen, acımasızlaşan koca bir topluluk oluyorsunuz.
Her göz yumuşta biraz daha birbirinize benziyorsunuz.
Suskunsunuz..sustukça gaddarlaşıyorsunuz.

Ezerek, yok ederek, çiğneyerek..
Hükmetmeye çalışarak, ben bilirim diyerek..
Onurunuzdan vazgeçerek,
Sadece tüketmeye programlanmışsınız.
Ama anlamıyorum..neden duymuyorsunuz..canlı cesetlerinizdeki leş kokusunu?

Ben sizin gergedanlaştıramadıklarınızdanım.
"TESLİM OLMUYORUM!"

Sizin gibi korkmuyorum yalnız kalmaktan..


Mine Söğüt, cehennemin kapılarını sonuna kadar aralıyor. Göğüs kafesinizin yırtıldığını farzedin mesela..
Şiddetli ve en yüksek perdeden haykıran çığlıklarıyla kulaklarınızı sağır ediyor.
Sonra bütün sesler yerini kesik kesik bir çınlamaya bırakıyor.
Mideniz bulanıyor, huzurunuz kaçıyor..tepe taklak oluyorsunuz.
Ama direnmeniz lazım.

O kadar güçlü bir kalem ki; çok uzun cümlelere, o cümleleri allayıp pullayıp süslemeye hiç ihtiyacı yok.

Hayatlarımızdaki enteresan ayrıntıları cımbızlayıp birleştirmiş.
Kadınların derisini yüzen en yakışıklı adam, çocuk gözlerini size dikip içinizi delmeyi başarabiliyor mesela.

Pembe rujlu bir kadın talaş böreğini küçük küçük parçalara bölüyor.
Kokuşmuş cesetler dolaşıyor ortalıkta.
Ya da kanatlı bir çocuk annesi kendini okşasın diye bekliyor bekliyor..

Bir kadın içeriden kilitliyor odanın kapısını.
Sigara dumanları arasından bir sürü adam belirip kayboluyor.
Kapının eşiğinde yine küçük bir çocuk..bekliyor bekliyor..

Kah lağım deliğinde, kah gemi güvertesinde, sinmiş, susmuş, pes etmiş..ufaldıkça yok sayılmış insanların hikayeleri bunlar.
Ve iğrenç renkleri, kokuları ve sesleriyle gergedanların.

Hâlâ umut var mı içinizde?
Peki..hep birlikte söyleyelim;

"Lağımlardan çıktığımız gün..deli ölecek..şehir düşecek. "

Yer yer üçüncü sayfa olaylarını okuyor gibi hissediyorsunuz.
İyiye dair ne varsa eze eze ilerliyor satırlar.
İnsanlık açık kalmış pencereden uçup gidiverecek diye ödünüz kopuyor.
Bu kitap öyle bir öfkeyle dolu ki, yazar son sayfada sebebi hakkında bir ekleme yapmayı unutmamış ;

"Gelmiş geçmiş tüm faşist iktidarlara ve o iktidarların peşine canı gönülden takılıp duran şu insanlığa da öfkelidir. "

Çünkü zaman kaygan, şekilsiz, uçucu.
Katiller, caniler, zalimler bir ölüp bin doğuyorlar.

Her şey başa dönüyor tekrar tekrar.
Bu öyle bir cehennem ki ölünmüyor.
Yandıkça tazelenen cesetlerimiz var, yandıkça tükenen umudumuza inat.


Ben sizin gergedanlaştıramadıklarınızdanım.
Ölümün kokusu yok ellerimde.
Dokunduğum her şeyi mundar etmiyorum.
Tüketmiyorum.

"Son insanım ben..sonuna kadar insan kalacağım. Teslim olmuyorum!"
Eugene Ionesco




Keyifli okumalar..:)
120 syf.
·6/10
Mine Söğüt severek okuduğum ve dilini, fikirlerini çok beğendiğim bir yazar. Bu kitabını da uzun zamandır merakla bekliyordum. 120 sayfa dolu dolu bir kitap. Ama açıkçası benim beklentimin biraz altında kaldı. Yine de pişman değilim, yine olsa yine okurum çünkü Mine Söğüt.

Herkese tavsiyemdir. Fakat yazarı ilk okuyacaksınız bu kitabı yerine bir başka kitabını tercih etmelisiniz.
120 syf.
·Beğendi·9/10
Mine söğütün her kitabı gibi etkileyici, okuru içine çekip düşünmeye iten bir eser. Kitap yazarın üslubu ve içinde yer alan çizimlerle hem çok akıcı hem de okurların bitmesini istemediği için soluklaya soluklaya okuduğu kitaplardan. İçeriğine gelirsek mine söğüt günümüz problemlerini bireysel ve toplumsal bir biçimde sorgulayan bir örgü oluşturmuş her hikayesi sizde farklı bir his uyandıracak...
Yazarın henüz herhangi bir kitabını okumadıysanız bu kitaptan başlamamanızı öneririm keyifli okumalar...:)
120 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Mine Söğüt hiciv ustası olarak siyaseti, hükümeti, yobaz ve bencil insanları eleştirdiği sürrealist tarzıyla ilgi çeken kitabı.

Dört bölümden oluşan hikayeleriyle, farklı yazım tarzı ve metaforlarıyla, bazen ne okudum ben şimdi dediğiniz derin anlamlar barındıran hikayeler demeti.

Keyifli okumalar dilerim.
120 syf.
·3 günde
Bu kitap hakkındaki düşüncelerimi anlatabilmem için iki fincan kahvenin karşılıklı olduğu, yüz yüze bir diyalog halinde yapılan sohbete ihtiyacım var. Benim bu kitap hakkında yorum yapmaya dağarcığım yetmez. Gergedan'a fazlası lazım.

Efendim, şimdi şöyle bir şey var. Bu kitap hakkında gruplaşmalar. Bir taraf çok beğenirken diğer taraf hiç beğenmiyor. Arada kalan yoktur herhalde, değil mi? 🤔

Okurlara bir açıklama niteliğinde yazılan o alt başlıktaki 'büyük küfür kitabı' yazısı var ya lütfen o yazıyı dikkate alın.

Büyük küfür demek illa argo kelimelerle yapılan küfür demek değildir. Büyük küfür hayatın tüm gerçeklerini, bütün çıplaklığıyla yüzüne bir tokat gibi vurmaktır. Hani lafın nereye gideceğini hesaplamadan büyük büyük konuşulur ya işte bu kitabın üslubu öyle.

Eğer ki Mine Söğüt'ün önceki kitaplarını da okuduysanız onun küfürleri ağır gelmeyecek, adeta o küfürleri tekrar duymak isteyeceksiniz. İşte o 'tekrar' Gergedan'la yapılabilir. Eve ödev götüren öğrencinin yapması gerektiği gibi bu kitap da sizin için bir ödev olabilir.

Ben bir kitabın gerçekleri konuşmasını seviyorum. Hem de sakınmadan, lafını çekmeden. Mine Söğüt... Yazar gibi yazar... Şimdi yazacağım cümle için 'tapınma' kelimesi geçebilir aklınızdan. Ancak ben söyleyim gerisini siz düşünün. Geliyor sözüm...
.
"GERÇEKLERİ MALZEME EDİNEN MİNE SÖĞÜT KALEMİNİN MÜREKKEBİ OLMAK İSTERDİM."
.
Düşünsenize tarihe iz bırakacak tokat gibi sözleri kağıda aktaran araç olmak ne mutlu bir duygu.

Yazar; Eugene Ionesco, Franz Kafka, José Saramago, Gabriel Garcia Marquez, Yannis Ritsos, Lale Müldür, Cemal Süreyya, Michael Haneke, Peter Greenaway, Pier Paolo Passolini ve Yorgos Lanthios'a müteşekkirken tüm insanlığa öfkeli. Çünkü onun asıl sorunu insanlarla.

Mine Söğüt... Marjinal kadın... Marjinal yazar... Şöyle en fiyakalısından adıma imzalı bir Gergedan'ı var kitaplığımda. Ve zihnimde hâlâ kucağımdaki kitaplarını görünce gözlerindeki o güzel şaşkınlık var.
120 syf.
·2 günde·6/10
Mine Söğüt benim kadın ruhunu, dışlanmışlıkları, ötekileştirilmeleri kaleminde sonuna kadar hissettiğim bir yazar. Nitekim bu kitabın bahçesi de böyle bir yerdi.

Kitap içinde bir gergedan metaforuyla ele alınıyor. Öncelikle bu gergedanın açıklanamazlığını açmalıyım. Öykülerde gergedan bazen kafeste devlet malı zimmetli bir hayvan, kimi zaman (ve aslında çoğunlukla) hayali bir suret olarak deli,kaçık,başıbozuk karaktere görünür oluyor. Katakterlerimizin iyi saatte olsunlar anlarının yaşamlarıyla uyuştuğu bir anda görüyoruz, hissediyoruz gergedanı. Gergedan onlara yaşamlarına dair bir açıklanamazlık, kilitli kapı sunuyor.

Gergedan huzursuzluğun, rahatsızlığın, bunaltının, tekdüzeliğin, mahkumiyetin, korkunun görünür görünmez ve açıklanır açıklanamaz bir sureti/ metaforu kitapta. Kişilerimizin gördüğü ya da hissettiği ama varlığından bir şekilde kesinlikle haberdar olduğu gergedan, kitaptaki simgesel değeriyle yeterince karanlık olsa da cevap da olabiliyor; bazen kilitli kapı da bir cevaptır çünkü, bir eminlik sağlamaktadır.

Kitap dört bölümden oluşuyor. Biz her bölümde farklı temalarla bu gergedana ille rastlıyoruz. Kimi zaman basit dertleri olan, çocukları hastalıklı, karamsar bir evde. Kimi zaman yöneliminden dolayı tamamen dışlanan bir evlatla. Kimi zaman aklını yitirmiş, hatta deliliğin en azından dibini sıyırmış bir "ben Franz Kafka" adamıyla.

Ortak teması aslında kenara itilmiş, toplumda iktidarla, patriyarkayla, kurallarla bastırılmış bu Mine Söğüt karakterlerinin birkaç temel noktası var; karakterler erkek dahi olsalar yoğun bi kadın ruhuyla ele alınmışlar, dışlandıkları, bastırıldıkları için üzerine toprak, toprak olmasa bile kum atılmış karakterler. Öykülerin genelce beni en etkileyen yanı çocuk cümlelerdi. Bu çocuk cümlelerden kastım basit, bakış açısının olması. Yazar bunu yeterince karmaşık, kelime ve cümle tekrarlarıyla aktarıyor. Fakat aktarılmak istenen şeyde çocuksal, basit, parlak bir his var. Ve bunu öyküdeki karakterin kimi kavranamazlıklarında, tahmine yer bırakışlarında, açık bir kapıdan bi şeyler görüp belli belirsiz komikliklere tanık olur biçimde hissediyorsunuz. Ben öyle hissettim :)

Kitapta özellikle hoşuma giden bölüm ilkiydi. Ailesel dramların çocuk üzerindeki trajedik ifadesini yazar çok yoğun bir şekilde anlatıyor. Bunu ise "bu nedenle böyle oldum"dan değil de, "böyleyim çünkü"den yola çıkarak anlatıyor. Çığlık dolu bi ruhun baştaki kesik ah vah'larına, nedenlerine, ileride herkesi tırmalayacak keskin upuzun tırnakların nasıl sivrileştirildiğine ailesel düzlemde inmek ister istemez okuru kasıyor. Ve bunu öyküde Söğüt karanlığı, kumu, diliyle (artık ne dersek) okumak elbette güzel.

Ne var ki, kitabın son bölümlerine doğru öyküler beni tatmin etmedi. Teması benzer olan bu öykülerdeki uçuk hava beni de kısmen kopardı. Ya ben çok anlayamadım, dünyadan iyice koptum. Ya da onu anlayabilecek kadar deli bir kadın değildim. Yine de yazarın marjinal anlatım tarzıyla ve karanlık yanlarıyla inip alçalan bu ilginç kitaba doğru bir zamanda uğramanızı öneririm.
120 syf.
·7/10
Mine Söğüt. Marjinal bir yazar marjinal bir kadın. Franz Kafka, Jose Saramago, Gabriel Garcia Marquez, Lale Müldür, Cemal Süreyya, Michael Haneke gibi bir çok yazara müteşekkir olurken tüm insanlığa öfkeli. Çünkü asıl sorunu insanlarla.
Bu açıdan yazarla kendi aramda bir bağ kurdum bile denilebilir. .
Kitabın kapağında “Büyük Küfür Kitabı” yazıyor. Ancak bildiğiniz gibi değil, zaten küfretmek öyle argo sözlerle yapılan bir şey değildir sadece. Yazarımızda burada bunu işlemiş kitabına. Oldukça ağır imgelerle aktarmış, genellikle ilk bu kitabı okumayın kalemini anlamak için diye tavsiye edilir. Bu tavsiyeye uymayıp ilk Gergedan kitabıyla başladım onunla tanışmaya. İyi de yapmışım.
Yazarımız güncel olaylarla, günümüzde yaşanılan göz ardı edilen hayatlara değinmekle kalmıyor, farklı bir bakış açısından yansıtıyor bunu bizlere. Gergedan yoluyla. Aslında hepimiz bazı anlarda gergedan oluyoruz. Haklı.
Söğüt, bu eserinde çocukluğu işlemiş denilebilir tabii. Bir çocuk önce ölür demişti hatta sonra tekrar doğar. Her öldüğünde tekrar doğar evet ama insan olarak değil bir gergedan olarak. Barbar olarak. Kitapta bahsedildiği gibi, hepimiz bazı şeylerde barbarız. Farkında olmadan. .
Okura tokat atılmış hissi yaratan bu kitap farkındalık yaratmak için ve durup kendimize ne yapıyoruz biz ya demek için yazılmış adeta. Zaten yazar bir gazeteci olduğu için olayların sürekli içerisinde olduğundan bizlere daha dobra bir şekilde aksediyor yaşadığımız hayatı. Her okuyana farklı anlam ve etki bırakan kitap. Keyifli okumalar.
120 syf.
·Beğendi·10/10
Eguene Ionesco’nun “Gergedan” isimli oyunundan esinlenerek yazılan aynı adlı öykünün kahramanı çocukluğunun geçtiği şehri 12 Eylül sonrası terk etmiş ve yıllar sonra geri dönmüştür. Ama bıraktığı gibi bulamaz bu yeri çünkü o gittikten sonra devletin getirip bıraktığı bir gergedan her şeyi değiştirmiştir. Ionesco’nun oyununda bir kahvede oturan sıradan insanların önünden aniden bir gergedan geçer, önce kimse inanmaz ve propaganda olduğu düşünülür ama sonra herkes aniden gergedanlaşmaya başlar öyle ki artık gergedan olmak normal, insan olmak anormaldir. Gergedanlar basın yayın organlarını da ele geçirir ve "insanın zamana ayak uydurması" gerektiğini söyler. Bu oyunda Berenger isimli içkiyi seven, sistemden ve işinden mutsuz bir adam Gergedan olmayan tek insandır.
Neyse fazla uzatmayayım, arkadaşı jean tarafından topluma kazandırılmaya, tek tip oldurulmaya çalışsa da Berenger’in savruk yapısı ve sürekli bir şeylerin yanlış gittiğine dair şüphesi onu toplumun sürekli dışında tutar.
Mine Söğüt’ün bu kitaptaki tüm hikayelerinde gergedan motifi kullanılmış ama son hikayede Berenger’e ve bu oyuna atıfta bulunarak oyunu hikayenin merkezine alır.
Tüm öykülerde incelikli bir şekilde toplum eleştirisini, baş kaldırıyı, isyanı okuyoruz ve etkilenmemek imkansız.
120 syf.
·Puan vermedi
Her gün manşetlerde gördüğümüz cinayetler, şiddet, istismarlar ve daha bir dolu mide bulandırıcı şey ve buna göz yuman susan bir halk. Mine Söğüt'ün sağlam kaleminden ve değişik tarzından gözler önüne serilmiş bu kitapta. Yazarın okuduğum 3.kitabı Gergedan. Diğer okuduğum kitaplarına kıyasla biraz daha az beğenmiş olsam da yine de okumaya değer bir kitap. Umuyorum Mine Söğüt yazmaya devam eder bizler de okumaya...
120 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Her ne kadar Deli Kadın Hikayeleri'nin devamı densede ben öyle dusunmuyorum. Deli Kadın Hikâyelerinde yaşanması muhtemel olaylar anlatılmıştı. Bu kitapta ise kavramlar daha soyut. Yazılar içerisinde ipuçları var ve sen olayları bu ipuçları sayesinde olusturuyorsun. Kitap bence iki kısma ayrılıyor. Büyük küfür ve sonrası....Bu kısım gerçekten çok iyi. Öncesi bende aynı tadı bırakmadı . Büyük küfür ve Sokakta adlı öyküleri enfes. Bence kesinlikle okunmalı..
Mine Söğüt'ün Deli Kadın Hikayeleri kitabını keşke ben yazmış olsaydım diyerek okumuştum. Kadınlıkla lanetlenmiş, delirerek ölenlere ithafen kaleme alınmış 21 yaratıcı deli kadın öyküsünü okuduğumda yutkunamadığım bir yumru hissi bırakmıştı...
Gergedan kitabı ile o yumru olduğu yerde boğazımda patladı. Öldüm... Toplumsal dayatmaların karşısında kalemiyle duran Mine Söğüt bu kitabında o kalemin sivrimi sivri ucunu okura acımadan batırarak içimizi oyuyor. Toplumsal gerçeklerle örülü hayli gerilimli bir akışta, kendi uslübuyla, sarsıcı bir etkiyle Gergedanlaştığımız bir dünya koyuyor önümüze. Mesela şöyle diyor "Tanrı dünyayı altı günde yarattı, yedinci gün utandı"...
Mine Söğüt canım kadınlarımdandır.
120 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Oyunun en can alıcı sahnesi budur. Babaların edepsizce öfkelenişine, annelerin bu öfkeden edepsizce tat alışına tanık olan her kutsal çocuk, o tanıklıktan biraz daha eksilmiş ve biraz daha delirmiş olarak yeniden doğar. Artık, zamanın içinden ve nice kötülükten geçerek bugüne gelecek bir gergedan kadar öfkelidir.”

Mine Söğüt ile yeni tanışanların bana kalırsa okurken zorlanacağı bir kitap Gergedan. Aklınız az biraz havada bile olsa bir an durup ben ne okudum diyerek tekrar tekrar okuma ihtiyacı hissettiren bir kitap.

Günlük hayatta sık karşılan aile içi şiddet, siyaset gibi artık sıradanlaştırılan konuları kapalı bir dille eleştiren yazar bu konulara halkın ses çıkarmıyor oluşuna da değinmiş.
“Deli Kadın Hikayeleri”ne oranla daha soyut kavramlar kullanarak açıklaması da kafaları biraz karıştırmıyor değil. Ama bana kalırsa okudukça ve üstünde düşündükçe kitap kendini sevdiriyor ve bunda yazarın cesur kaleminin de büyük etkisi var.

En çok beğendiğim öyküler Büyük Küfür, Triatlon ve Ablamın Cesedi oldu. Okumanızı önerir miyim diye soracak olursanız yazarın okuyacağınız ilk kitabıysa önce mutlaka “Deli Kadın Hikayeleri”ni sonrasında bunu okumanızı öneririm eğer yazarın diline hakimseniz zaten bayılacaksınız.
Sıkışan ve kararan şehrin kasvetiyle donanmışız. Onun kaybettiği bir gelecek var . Benim kaybettiğim bir geçmiş . Onun hayalleri mümkün. Benim kabuğum kırık.
Çocuklar ve kadınlar ve adamlar. Çok fena yaralıydılar. Arkalarında onları kovalayan bir savaş, önlerinde boğulsunlar diye uçsuz bucaksız bir umman.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gergedan
Alt başlık:
Büyük Küfür Kitabı
Baskı tarihi:
8 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750844133
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Mine Söğüt Gergedan’la unutulmaz Deli Kadın Hikâyeleri’nin izinden gidiyor. Yüksek gerilimli bir dille zihni kamçılayan öyküler kuruyor. Güncel olaylara yaşadığımız günlere getirdiği bakış açılarıyla okurunu derinden sarsıyor. Bir ateş yakıyor. Karanlık dağılıyor.

Arada bir kedi eziyorsun. Sonra bir sincap. Sonra bir kirpi. Sonra köpek. Sonra ne olduğu anlaşılamayan şey. Sonra bir gelincik. Geç. Bir tilki. Geç. Bir kaplumbağa. Geç. Bir tavuk. Geç. Bir kertenkele. Geç geç. Bir yılan. Geçiniz. Bir kunduz. Geçiniz. Bir ceylan. Bir gelincik. Onu da geçiniz. Bir inek. Geç. Bir koyun. Geç. Bir devekuşu. Geç geç geç. Bir ejderha. Geç geç.
Bir Zümrüdüanka eziyorsun.
Geçiyorsun.
Bir gergedan eziyorsun.
Geçiyorsun.

Yeryüzünün gerçek tanrıları tekerlerinin altında, bağırsakları dışarıda. Herkesle beraber irili ufaklı kan lekeleri bıraka bıraka ardında işe gidip geliyorsun.

Kitabı okuyanlar 1.050 okur

  • Burcu değirmencioğlu
  • Ulviye tunaboylu
  • Elvin
  • Seda
  • efşan bbaşı
  • nihan neke
  • Erkan Demirci
  • •contra mundum•
  • Fatma Gülşah Güngör
  • Ali Buğra Akbulut

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.7 (81)
9
%17.1 (67)
8
%21.2 (83)
7
%14.3 (56)
6
%13 (51)
5
%6.4 (25)
4
%3.1 (12)
3
%1 (4)
2
%1 (4)
1
%2.3 (9)

Kitabın sıralamaları