Gergedan (Büyük Küfür Kitabı)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.531
Gösterim
Adı:
Gergedan
Alt başlık:
Büyük Küfür Kitabı
Baskı tarihi:
8 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750844133
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Mine Söğüt Gergedan’la unutulmaz Deli Kadın Hikâyeleri’nin izinden gidiyor. Yüksek gerilimli bir dille zihni kamçılayan öyküler kuruyor. Güncel olaylara yaşadığımız günlere getirdiği bakış açılarıyla okurunu derinden sarsıyor. Bir ateş yakıyor. Karanlık dağılıyor.

Arada bir kedi eziyorsun. Sonra bir sincap. Sonra bir kirpi. Sonra köpek. Sonra ne olduğu anlaşılamayan şey. Sonra bir gelincik. Geç. Bir tilki. Geç. Bir kaplumbağa. Geç. Bir tavuk. Geç. Bir kertenkele. Geç geç. Bir yılan. Geçiniz. Bir kunduz. Geçiniz. Bir ceylan. Bir gelincik. Onu da geçiniz. Bir inek. Geç. Bir koyun. Geç. Bir devekuşu. Geç geç geç. Bir ejderha. Geç geç.
Bir Zümrüdüanka eziyorsun.
Geçiyorsun.
Bir gergedan eziyorsun.
Geçiyorsun.

Yeryüzünün gerçek tanrıları tekerlerinin altında, bağırsakları dışarıda. Herkesle beraber irili ufaklı kan lekeleri bıraka bıraka ardında işe gidip geliyorsun.
120 syf.
·6/10
Mine Söğüt severek okuduğum ve dilini, fikirlerini çok beğendiğim bir yazar. Bu kitabını da uzun zamandır merakla bekliyordum. 120 sayfa dolu dolu bir kitap. Ama açıkçası benim beklentimin biraz altında kaldı. Yine de pişman değilim, yine olsa yine okurum çünkü Mine Söğüt.

Herkese tavsiyemdir. Fakat yazarı ilk okuyacaksınız bu kitabı yerine bir başka kitabını tercih etmelisiniz.
120 syf.
·Puan vermedi
İlk adımını atan çocuğun, sevinci, heyecanı, coşkusu, korkusu, baş dönmesi ve cesareti ile yaşasak keşke hayatlarımızı. Oysa öyle olmuyor işler, büyükler kendileri ile kirletiyor tüm çocukları ve çocuklukları. Yasaklar içinde baskı içinde eritip yok ediyorlar tüm geleceğin yetişkinlerini. Anne baban neyse o oluyorsun çoğu zaman ve hatta bunu bir gurur meselesi haline getirip “ben böyle öğrendim rahmetliden” deyip sıyrılıyor bizden büyükler. Oysa bir umut ile aşk ile geliyoruz dünyaya veya çoğumuz öyle geliyor. İlk adımını sokakta atan bir çocuğun elinden tutmayı akıl ediyoruz etmesine de sonrası bir keşmekeş oluyor. Yasaklar kurallar ve adetler dikiyoruz önüne. Bunlara tutun yürü dercesine:
“İlk adımını sokakta dilenen ninesinin parmağına tutuna tutuna atan ve o adımlarla bir yere varır mı varmaz mı büyür mü büyür de küçülür mü ölür mü ölür de kalır mı böyle bir hayat olur mu olmaz mı diye sormadan bir adım atan ve sana baka kalan bir bebeğin gözbebeklerindeki yansımandan asılsan. Tavana asılsan. Çakılsan. Yere çakılsan. Girdaba girsen dönsen dönsen ve dönsen. Dünyayı yeni baştan bambaşka bir yöne döndürsen. Ağzındaki lokma büyüse büyüse büyüse. Sen kendini lokmanın ağzında bulsan. Isırdığın her şey seni ısırmaya başlasa... Yudumladığın her şey yudumlamaya. Kokladığın her şey koklamaya. Canının çektiği şeylerin canı seni çeker olsa. Dünya bir anda tepe taklak döner olsa. İlk adımlarını senin cehennemine doğru atan o dilencinin torunu şu an omuzunda bebek kusmuğu. Bir sen kusuyorsun bir o. İçinde ne varsa dışarı çıkıyor. Dışarıda ne varsa içine giriyor. Sonsuz bir değiş tokuş başlıyor dışındakiler içine alıp içindekileri dışarı çıkarttığın, kendini çoğalta çoğalta azalttığın.”
Bir var olma kaygısı yükü içinde doğarken ölümü üzerimizde taşıdığımız birer cesediz aslında. Kaybolan tüm cesetleri bulmak ise pek mümkün değil. İsimsiz gömülüyoruz kimsesizler mezarına. Ama yaşarken bir özlem duyuyoruz her şeye. Bir sürü şey eksik işte yitiğini arayıp duruyor insanlık. Bulamayınca deli oluyor veya usta yaşamakta.
Toplumsal çöküşün hızlandığı bu günümüz toplumda gergedan yalnız bir hayvan elbette:
“İnsanlar arasında başıboş bir gergedandan daha tehlikeli olan tek şey gergedanlar arasında yapayalnız bir adamdır.”
Çöküş nerede başladı ki toplumsal çöküş bir yana insanın çöküşü ne zaman başladı. Tüketmeyi bu kadar ön plana çıkardığımız anda elbette. Bizim yerimize düşünüp karar veren tüm reklamcıları, politikacıları, eğitmenleri, sosyal medyayı baş tacı edip içselleştirdiğimiz de başladı çöküşün en kötüsü ve en derini. Öfkemizi göstermenin yolunu video kanalından öğrenir olduk tıpkı kitlesel bir ölüme neden olacak bomba yapımını öğrendiğimiz gibi. Anne baba olmayı da abarttık biraz. Ben olmayı değilde bencil olmayı öğrettik çocuklara. Kendimiz dışındaki dünyanın bize köle olduğunu sandık da gerçekle örtüşmeyen her anda huysuzluk çıkardık. Tepindik ağladık sitem ettik. Oysa bir var oluşu tamamlayan diğer varlıklar olduğunu biliyorduk. Onlarsız olmazdı elbette ama olamadı yine de.
Toplumsal suskunluğa yeni bir sürü ad verip sürüne sürüne devam ettik yaşamaya. En büyük asker bizdik de patates soyduk gittiğimiz yerde. Savaştık sustuk kandırıldık sustuk; velhasıl kendimiz yarattık kendi cehennemimizi.
Yazar bir naif öfke ile dile getirmiş yaşadığı yüzyılın sancılarını çelişkilerini bir gerçeküstü dille yazmış satırlarını. Kahramanları hem gerçek hem gerçeküstü seçmiş ve harmanlamış. Kadının örselenmesini, çocuk cinayetlerini, aile içi şiddeti, politik açmazları, yalnızlık senfonilerini sunmuş bize. Bir yandan tüm güzel öykücülerden beslenmiş bir yandan da yaşadığımız bu zamandan. Haybeden gerçek üstü birbirine bağlı birbirini tamamlayan ve daima yalnız bir gergedan gölgesi değmiş öyküler yaratmış usta ve naif kalemi ile.
Keyifli okumalar elbette ama dura dura düşüne düşüne bir yolculuk diliyorum.
120 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Her ne kadar Deli Kadın Hikayeleri'nin devamı densede ben öyle dusunmuyorum. Deli Kadın Hikâyelerinde yaşanması muhtemel olaylar anlatılmıştı. Bu kitapta ise kavramlar daha soyut. Yazılar içerisinde ipuçları var ve sen olayları bu ipuçları sayesinde olusturuyorsun. Kitap bence iki kısma ayrılıyor. Büyük küfür ve sonrası....Bu kısım gerçekten çok iyi. Öncesi bende aynı tadı bırakmadı . Büyük küfür ve Sokakta adlı öyküleri enfes. Bence kesinlikle okunmalı..
120 syf.
·1 günde·10/10
Selam.
Ne desem nasıl desem, nasıl anlatsam!
#minesöğüt #gergedan #büyükküfürkitabı kitabı ile yine yapmış yapacağını..... Dün geceden beri aklımın içinde dolaşıyor cümleler... Örnekler....
🦏 🦏 Kitabın bana hissettirdiğine gelirsek; hüzün, sinir ve evet ya insanoğlu böyle işte... Cümleleri oldu. Gerilimli bir kitap... Gerçekler bir bir kısa kısa ama tamda yerinde cümlelerle anlatılmış. Zati kalemine hayranım bu kadının şimdi daha bir hayran kaldım.
🦏 Tek bir cümle ile son vereyim çünkü yeni çıkan bir kitap ve uzun uzun anlatmak okuyacak olanlar için iyi olmaz....
🦏🦏🦏🦏🦏🦏🦏
"Öyle kolay pes etmez küfrü duasından büyük olanlar."
120 syf.
Yazar gelmiş geçmiş tüm faşist iktidarlara ve o iktidarların peşine canı gönülden takılıp duran insanlığa ne kadar öfkeli olduğunu söylemektedir ki buradan yola çıkarak hep bir şeyleri hissettirme okuru sarsma peşindedir fakat yinede beklendiği kadar bir sarsıntı
yaratmadığını düşünüyorum ama suskun kalan ve düzene ayak uyduran binlerce sanatçıya nazaran kendini ayrı bir köşeye koymayı sağlayabildi. Kitapta güncel bir sürü gönderme mevcut fakat nefret edilen o kitlelere karanlığı dağıtacak kitaplar yetişmiyor haberleri dahi olmuyor aynı düşüncede, aynı nefrette birleşen azınlıklar bu kitapları okuyor daha büyük bir etki daha sert bir yumruğu o kitlelere indirecek bir edebiyat eseri mevcut mu ya da yazılacak mı hayali ile yaşamı ve ölümü izlemeye devam edeceğiz izlemeye devam edeceğiz izlemeye.
120 syf.
·Puan vermedi
Mine Söğüt'ü bir süredir köşe yazılarından ve programlarından takip ediyordum. Çok düzgün ve güzel diksiyonuyla hayran kalmıştım kendisine. Yeni kitabı hazır çıkmışken, kitaplarıyla da tanışayım dedim ve hiç pişman olmadım. Kendi farkını tüm öykülerde incelikle gösteriyor. Kitap 4 bölümden oluşuyor ve bu bölümlerde çeşitli garip hikayeler anlatılıyor. İlk bölüme biraz ısınamasam da 2. bölümden itibaren hayranlıka, ve büyük bir zevkle okudum. Bilinenin aksine, gerçeğin dışına çıkarak bugünü ve bizleri anlatıyor kendi muhteşem üslubuyla. Düz yazı şeklinde yazılmasına rağmen her ber paragrafında başka bir dünya, başka bir heyecan tattırıyor. Kitaptan bir an olsun dahi kopmanıza, dağılmanıza imkan vermeden kendi fantastik, garip ve bir o kadar da gerçek dünyasını aktarıyor. Her bir öyküde uç, bambaşka şeyler anlatsa da sonlara geldikçe tüm öykülere bir ortaklık katıyor. İçlerindeki detayları, bambaşka yerlerde hatırlatarak, tekrar tekrar bambaşka şekilde yaşatıyor anlatmak istediklerini. Kitaba ismini veren Gergedan'da son ana kadar anlayamayadığınız, insanlar arasında tek kalmış bir gergedan ve gergedanlar arasında tek başına kalmış bir insandan söz ediyor. Son öyküde bunu öyle güzel sahneliyor ki yazar hayran kalmamak, etkilenmemek elde olmuyor. Denizin ortasında kalmış bir Kaptan Rönesans'ı, çeşitli ölümler ve cinayetleri, bir köpek dişi düşüyle bir babanın tüm aileyi eve hapsetmesini, bir salyangoz ve cambazın hüzünlü hikayesini, bir lağım dünyasını, anlamamaya edilen büyük küfrü, bir sokak ortasına hapsedilmiş bir gergedanın garip öyküsünü ve daha nice dünyayı anlatıyor bu öykülerde Mine Söğüt. Hepimizin çektiği dünya ağrısı ve varoluşun anlamını anlayamamanın duygusunu, Tanrı'yı, zamanı ve daha bir çok konuyu çok güzel bir şekilde işliyor. Ha bu arada yayınevini de tebrik etmek gerek. Kağıt kalitesi, ve kitap içindeki o muhteşem resimler çok iyi düzenlenmişti. Ben severek, sorgulayarak okudum, mutlaka bu kitabı edinin derim. İyi günler. :))
120 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Yazarın ilk okuduğum kitabı Beşsevim apartmanıydı.Aynı üslubu bu kitapta da devam ettirmiş.Gerçekten severek okuduğum hikayeler.Gerçek olayları bir şekilde gerçek üstü bir şekilde anlatmayı başarmış.Anlattığı olaylar sarsıcı ,düşündürücü ,hatta bazen rahatsız edici.Hikayelerde metaforlar sık sık kullanılmış. Mesela bu kitapta her olayın ortasından geçen bir gergedan var.Kolay okunan bir kitap değil.Biraz düşündürüyor.
120 syf.
·Puan vermedi
Tombala torbasindan cikmis gibi hala sallanıyor duygularim ve mantığım..
Ilk defa deneyimledigim Mine Söğüt'ün kalemi cok sarmadi diyebilirim,bölük pörçük anlatımları kopuk baglantilari oldum olasi sevemedim..Mine Söğüt, depresif ve döke saça melankoli dağıtmasa da bazi satirlarda,anlatim tarzi bakımından Cem Mumcu okuyormus gibi bi izlenime kapıldım..
Ciktigi gunden beri merak ettigim ve elimin hep geri kaldığı "Gergedan" aslinda zamanla ahlakin,bakipda göremediklerimizin,hissedip yansıtamadıklarımızın,saflığın ve şiddetin olimpiyat halkasi gibi icice gelmis bir sunumu ; kısacası insanın anlatımı..
Hikayeler her ne kadar kahramanlar kullanarak anlatılsa da aslında ortada duran biziz ve bizim içimizde barındırıp belki de farkında olmadığımız acımasızlıklarımız ve sevgisizliğimiz..
Gergedan gecmisten beri bu hayattan gelip giden bizleriz,gergedan bizim saflığımız ve acımasızlığımız..
120 syf.
·Puan vermedi
Deli Kadın Hikayeleri’nin devamı niteliğinde olan gergedan aynı zamanda deli kadın hikayelerinden sonra yazarın 2. Öykü kitabı.
İlk kitapta deli tabir edilen kadınların öyküsüne odaklanılırken 2. Kitapta ise delilerin etrafını çepeçevre saran ve onu demir parmaklıklar ardına hapseden “akıllılık” denilen topluma ve onun normlarına odaklanıyor.
Ve aynı ilk kitapta olduğu gibi bunu öfkenin, itirazın o acı hissiyle sizi baş başa bırakıyor. Ben kitabı okurken ciğerime saplanan sızıyı gizlemeye çok çabaladım. Fakat öyle akıcı ve etkisi altına alan bir dili vardı ki ne yaparsam yapayım beni kendinden uzaklaştıramıyordu.
Ayrıca bu kitap bana öyle bir zamanda geldi ki tam topluma inancım tekrar gelmişken beni öyle üzdü ve etkisi altına aldı ki tekrar bu iyi insanlara bu yapılmamalı, bu ülkeye bu yapılmamalı diye çığlıklar attım sessizce, içimden…
. Canım yanıyor, etlerim lime lime. Ve çok etkileniyorum. Hem de çok etkileniyorum. O kadar etkileniyorum ki kendi dilimi unutuyorum , kitabın diliyle konuşmak istiyorum.
Hiç de oluşturmak istemediği bir etki oluşturuyor ben de kitap. Ters tepiyor.
Ve bir de ne diyorum biliyor musunuz üstüne üstlük .Bir de özgürüm diyorum. Evet evet özgürüm diyorum.
Ruhumda gezinene yalan diyor. Ölüm ve gerçekten oluşan o incecik hiçliğin arasından cesurca geçiyor. İçimdeki tüm gerçekleri yara yara biraz daha kanata kanata geçiyor.
Kitap günceli anlatıyor ama zaman öyle farklı ki bugünde ve de yarında. Ne karakterler belli ne zaman . Ama zaman da tanıdık karakterler de . Bir yerlerden biliyor tanıyoruz onları biri komşumuz sanki biri de bugün öğleden sonra sanki.
Peki bunu nasıl yapıyor ? Hem geçmişte hem gelecekte hem de günceli nasıl anlatıyor ? Bilmiyorum . Güncelin hep değişmeyen sorunları var galiba.
İfade ise tekrarlarla öyle güçlenmiş ki böyle sanki serzeniş gibi doğal geliyor insana.Ve bir döngüde hissettiyor . Koca bir dönme dolap gibi dönüyor kitap ya da hani sayfanın kenarında resimler olur hızlı çevrildiğinde hareket ediyor gibi gözükür. Onun gibi değil işte. Bu kitap sayfanın kenarına ayna koymuş da sanki sayfaları çevirsek de aynı kalıyor yüzümüz.
120 syf.
·Beğendi·10/10
Mine Söğüt bu defa içimize işlemekle kalmayıp içimizden geçmiş resmen.. Gizli mesajlar vermekle içi rahat etmemiş, gerçekleri tokat gibi yüzümüze yüzümüze vurmuş, hakikaten büyük küfürler etmiş, olmayan insanlığımızı ayakları altında çiğnemiş iyi de etmiş eline, emeğine sağlık!! Peki biz anladık mı?? Gördük mü?? Utandık mı kendimizden?? Ne yapacağız şimdi başkaları için?? Sahi kimdi kötü?? Kötülüğü yapan mı görüpte susan mı??


Tekrar tekrar okumalı, okutmalıyız bu kitabı..
Okuyup bir kenara atılacak türden degil bu kitap, hep hatırlanacak, ders alınacak, birşeyleri değiştirecek türden.. Önce kendimizi..
120 syf.
·5 günde·Puan vermedi
‘Gergedan’ kitabı ile iktidarın yarattığı mağduriyeti sorgularken sıradanlıktan sıyrılmak isteyen okurlar için biçilmiş kaftan gerek bazen akıcı bazen de soyut kavramlarla fikrini yansıtıyor
120 syf.
·4/10
Kitap iyi ki kısa yazılmış çünkü kalın bir kitap olsa tamamını okumayabilirdim bile. Yorumlara bakarak genelde iyi kitapları kaçırmamaya çalışan bir insanım. Ama açıkca ben bu kitaptan zevk almadım, tekrar eden kelimeleri, cümleleri sevmedim. Evet güzel bişeylere değinmek istiyor gibi ama sonuca gittiği yolu sevmedim sanırım. Heralde yazarı da bidaha okumicam.
Ceplerimizde huzursuz hikâyeler. Belleklerimizde irini kurumamış yaralar. Tırnaklarımızın arası hayattan kazıdığımız kirlerle dolu. Ne geçmişe güvenimiz var, ne bugüne, ne de geleceğe.
Bocalıyorum. Çekip gidesim var. Ama gidemiyorum... Kafam kocaman ve kalbim küçücük kalıyor. Zaman üzerimden öfkeli bir gergedan gibi bir ileriye bir geriye geçiyor da geçiyor.
" Peki hiç insan öldürdün mü?" diyor Passolini. Kendi katilini arar gibi.
" Peki hiç âşığını öldürdün mü?" diyor Greenaway. Aşkı arar gibi.
" Peki hiç kendini öldürdün mü?" diyor Haneke. O an öldürüyorum kendimi hiçi hiçine.
Mine Söğüt
Sayfa 53 - YKY
Ve basıyorum küfrü. En büyüğünü...
Yanaklar kızarıncaya kadar, kulaklar morlaşıncaya kadar, duduaklar büzülünceye kadar, saçlarımdan tutup çekilinceye kadar, yerlerde sürükleninceye kadar, gözlerim kararıncaya kadar, son nefesim, son nefesim, son nefesim, son nefesime kadar.

Öyle kolay pes etmez küfrü duasından büyük olanlar.
O adamlar...
Keserler. Saçlarınızı keserler.
Yüzerler. Derilerinizi yüzerler.
Severler..
Sizi bir severler, ölürsünüz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gergedan
Alt başlık:
Büyük Küfür Kitabı
Baskı tarihi:
8 Şubat 2019
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750844133
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Mine Söğüt Gergedan’la unutulmaz Deli Kadın Hikâyeleri’nin izinden gidiyor. Yüksek gerilimli bir dille zihni kamçılayan öyküler kuruyor. Güncel olaylara yaşadığımız günlere getirdiği bakış açılarıyla okurunu derinden sarsıyor. Bir ateş yakıyor. Karanlık dağılıyor.

Arada bir kedi eziyorsun. Sonra bir sincap. Sonra bir kirpi. Sonra köpek. Sonra ne olduğu anlaşılamayan şey. Sonra bir gelincik. Geç. Bir tilki. Geç. Bir kaplumbağa. Geç. Bir tavuk. Geç. Bir kertenkele. Geç geç. Bir yılan. Geçiniz. Bir kunduz. Geçiniz. Bir ceylan. Bir gelincik. Onu da geçiniz. Bir inek. Geç. Bir koyun. Geç. Bir devekuşu. Geç geç geç. Bir ejderha. Geç geç.
Bir Zümrüdüanka eziyorsun.
Geçiyorsun.
Bir gergedan eziyorsun.
Geçiyorsun.

Yeryüzünün gerçek tanrıları tekerlerinin altında, bağırsakları dışarıda. Herkesle beraber irili ufaklı kan lekeleri bıraka bıraka ardında işe gidip geliyorsun.

Kitabı okuyanlar 125 okur

  • black cat
  • Seda Eryaşar
  • Aytek
  • Hüsamettin Çalışkan
  • F.Işık
  • ghyr maeruf (غير معروف)
  • Gözde GÜRSOY
  • e r d e m
  • Nursah Ege
  • Hena ediş

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%24.6 (14)
9
%17.5 (10)
8
%17.5 (10)
7
%8.8 (5)
6
%10.5 (6)
5
%8.8 (5)
4
%5.3 (3)
3
%0
2
%3.5 (2)
1
%3.5 (2)

Kitabın sıralamaları