Nikos Kazancakis yani yazarımız bu kitabında iki farklı kişiyi anlatmış diyebiliriz. Hayır hayır bu zengin ve fakir değil, bu çok gezen ve çok okuyan iki farklı kişi. Hep tartışırız çok okuyan mı -kağıt faresi mi- daha iyi bilir çok gezen mi? Kitap bence bu tartışmaya gayet net bir açıklık getirmiş.
Kitabın konusu ise; birbirinden farklı iki kişinin birlikte bir iş yapmak için Yunanistan'a gitmelerini ve orda geçirdikleri zaman boyunca ve tabii ki sonrasında da yaşadıklarını etkileyici bir şekilde bize anlatıyor.
Kitabın her sayfasında çıkarmamız gereken bir ders var gibi. Türkiye ile ilgili sözler, şarkı ve Türklerden bahsettiği için de daha bir güzel 'Zorba' .
Yunan edebiyatıyla tanıştığım ilk kitap ve son kitap olmayacağını söyleyebilirim sanırım.
"Kusura bakma, patron, ben köylüyüm; çamurların ayaklara yapıştığı gibi, sözler de benim dişlerime yapışıyor; sözleri eğirip incelik haline sokamıyorum; yapamıyorum ama sen anlarsın. "
"Ağlamaktan utanmam, hayır; ama erkeklerin önünde. Erkeğiz, aynı sınıftanız, ayıp değildir; ama kadınların önünde her zaman yürekli kalmak gerek. Biz de ağlamaya başlarsak, o zavallılar ne yapsın? Dünya yıkılır sonra! "