"Sonra Kitab'ı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Onlardan kimi kendine zulmeder, kimi orta yoldadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçer. İşte büyük lütuf budur."
| Fâtır,32 📕
“ sen benim için en büyük nimetimsin hafızlığım… 👑
Benim videolarımda da yaşanıyor bu. Örneğin karakter sıralaması yapıyorum. Ana karakterleri en başa koymadım diye kafayı yiyorlar gelip sen bilmiyosun ki zaten triplerine giriyorlar. Abicim biliyorum sizin izlediğiniz şeyi ben de izledim. Sempati seviyeme göre sıralıyorum diyorum. Onu nasıl seviyorsun diyorlar... Onlara göre herkes aynı şeyleri sevip aynı şeyleri düşünmeliymiş gibi geliyor...
Her şeyi bildiğini sanan insanlardan nefret ediyorum ya. Böyle şeyden bahsetmiyorum yanlış anlaşılmasın; bi konu olur, etraflıca araştırırsın ve bir bilgi birikimi elde edersin. Sonra da o konuyu bildiğin için bildiklerini paylaşırsın. Bundan bahsetmiyorum. Sıfır bilgiyle ve büyük bir nefretle (özellikle sosyal medya mecralarında) karşıya saldıranlardan bahsediyorum. Herkes birbirine karşı nefret dolu ve saygıları sıfır. Keşke insanlar birbirine karşı biraz daha anlayışlı olsa...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
At Vuruldu; İçim Paramparça Rüveyda
Gölgelerin Ardına Sakladım Kusurumu
Sen Orda Kayıtsızca Gülümsüyor Gibisin
Ben Burda Damla Damla Eriyip Akıyorum
Yine De, Çiğnetemem Kimseye Gururumu
İstenmediğim Yeri Sessizce Terkederim
Hatıra Kalsın Diye Bırakır Da Ruhumu
Mahzun Bir Derviş Gibi Boyun Büker, Giderim
Nurullah Genç
Şimdi açsam pencereyi de beklesem..
Sen gelsen..
Olmaz ya hani geliversen..
Hiçbir şey sormasan..
Hiçbir şey söylemesen..
Sussam.. Sussan.. Sussak..
Susuşların anlattığını dinlesek..
Sırt sırta otursak..
Katılasıya ağlasak...
Sormasak birbirimize sebebini...
Sonra dönsek yüzyüze...
Sarılsam.. Sarılsan.. Sarılsak..
Ve yine hiçbir şey konuşmasak..
Ama anlasak..
Ne vardı sahi..
Olmaz ya..
Hayal ya..
Hani diyorum ; olsa ne vardı...
İstanbullunun bir huyunu sevmiyorum - gerçi hiç bir huyunu sevmiyorum da - . Oda şu: Birine bir şey veyahut bir yer soruyorlar. Sordukları kişi biliyorsa söylüyor hadi iyi niyetliyse bilmediğini de söylüyor. Bu yetmezmiş gibi soruyu soran kişi ukela bir tavırla: "Emin misin?" diye karşılık veriyor. Ulan ruh hastası ne tanıyorsun sen insanları? Ermiş misin sen? Seni ilk defa görenin sana kastı mı var? Sevgili İstanbul'u bu kafayla özür dilerim ama başka şehirde olsa bok yoluna gidersiniz. Sabah rüyanıza mı celalleniyorsunuz bilmem ama artık hayatı hormonları gelişen ergen gibi yaşamayın. Hayatın acıması yok.
Sana ne yaşattılar peki nedir bu gözlerinin hali neden canından can aldıklarında bile ağlamadın
Bu kadar mı kayıptın kendinde ellerim ellerine can olsun o sarsılmaz duvarların ardında kim bilir neler vardır derdim hep kaçardım kendimden durdum sonra duvarlar üstüme yıkıldı anladım tek damla göz yaşın dahi düşse hepsi birer birer devrilecekti nefes alamadın göz yaşı dökmedin seni sen öldürmek istedin her gün daha da ağırlaştı ama izin veremedim buna debelendim durdum korktum da kendimden çok korktum benimsersem kendimi yok ederdim ettim de çektim de yinede senden vazgeçemedim oyaladım kendimi hep her dalıp gittiğim esnada niye bana bunu layık gördü dedim bu kini nefreti ne dedim durdum kin de değildi nefrette o da korkuyordu kendinden insan en çok da kendinden korkar ya bazen dersin ki bana nolucak yine mi gidicek sağlığımdan birer birer eksilicem düşersem sımsıkı sarar mı ruhuyla ruhumu dersin sarar biliyor musun senin için kendini yok edene kadar yapar bunu insan bir yerde bir şeyler gördüyse eksik kalan yanını yitip giden neşesini kalır orda ne pahasına olursa olsun ...