Hangisini seçiyorsun?
. "İnsan, iç dünyasını neyle beslerse, ona dönüşür." Bu acımasız bir yasadır. Zihnin bir bahçe değil, bir ormandır. Ne dikersen orası biter. Her gün yuttuğun zehirli haberler, boş dedikodular, kıskançlık, korku, ucuz eğlence… Hepsi damarlarında dolaşır, kemiklerine işler, karakterini yoğurur. Bir süre sonra aynaya baktığında gördüğün kişi, beslediğin o şeylerin toplamıdır. İyi kitaplar, derin sessizlik, cesur düşünceler, kaliteli insanlar, disiplin ve şükürle beslersen… Sen de o ağırlıkta, o kalitede bir insan olursun. Besinini seç. Çünkü dönüşüm durmuyor. Ya ustalaşıyorsun, ya çürüyorsun. Ortası yok.
Kaliteli Okur
Ögretmen olursan pisman olursun. Olmasan da pisman olursun. Evlensende pisman olursun. Evlenmezsen de... cocuk yapsan da yapmasanda pisman olursun. Kierkegeard bunu 200 yil once şöyle soylemistir. "Neyi secersen sec pisman olursun. Cunku sorun tercihlerinde degil yasanmamis bir hayati romantize etmendir. Insan her daim gidilmemis bir yolu cazibeli ve gizemli bulur. Bu yuzden mesele en dogru secimi yapman degil. Hangi pismanlikla yasayacagini secip karar vermendir. Sen neye karar verdin ?
Reklam
MEVLÂNÂ’DA AKIL-AŞK İLİŞKİSİ Tasavvufî düşüncede şüphesiz en çok tartışılan konulardan biri de akıl ve aşk ilişkisidir. İslam tasavvufunda aklın hakikati tecrübe etmede yetersiz kaldığı her halükarda vurgulanmaktadır. Mevlâna’da aşk her şeyden önce akla karşılık gelen bir yeti görünümündedir. İlahi aşkı en derin anlamda tecrübe eden, bu tecrübenin tecellileri karşısında aşk sarhoşluğuyla kendinden geçen Mevlânâ öteleri kavramanın ve bu alanda birtakım feyizler alabilmenin tek yolunun aşk olduğunu savunur. Onun, akıl-aşk ilişkisinde tercihini aşktan yana yaptığını görmekteyiz. O duygu ile iradeyi ön planda tutar, aşk ile fikrin, iman ile aklın terkibini savunur. Ancak buna bakılarak Mevlâna’nın aşk adına aklı inkâr eden bir sûfi olduğunu söylemek yanlış olur. Mevlâna bu noktada akıl ile aşk terkibini, bu ikisinin kucaklaşmasını önermektedir. Mevlânâ gerçek âlemde Allah’a ulaşmak için çok farklı bir yol olduğunu söylese de öncelikle aşka, ardından da bilgiye ve hakiki akla vurgu yapar. Allah’ın insanoğluna en büyük lütfu şüphesiz akıldır, fakat akla anlayışı, hoş geçimi, hoşgörüyü, sabrı, hilmi, birliği-beraberlik düşüncesini ihsan eden sevgidir, aşktır. İnsanoğlu, bezm-i ezelde, herhalde özündeki bu aşktan ötürü olacak, bütün ilâhî teklifleri teslimiyetle kabul etmiştir. O deme erişen, o makamda Allah velisi olan kişide de, insandaki candan, akıldan başka ve ayrı bir can ve akıl vardır. Akıl pervane, sevgili de mum gibidir. O, hiçbir akla sığmaz, hiçbir akılla anlaşılmaz. Akıl yüzlerce mühim işe dağılmış binlerce isteğe, mala mülke bölünmüş! Bu cüzleri aşkla bir araya toplamak gerek ki Semerkant ve Dımışk gibi hoş bir hale gelesin. Q Şu aklın yettiği şeylerden başka akıl edilecek şeyler var; onları parlak değerli aşkla bulabilirsin ancak. Allah senin şu aklından
buna mi kırıldın kadar sacma bi cumle yok onu da sen sec aq
Buna mı üzüldün diyen herkese acayip ayar oluyorum. Hayır dert begendiremiyoruz. Oldu olacak sen seç neye üzüleceğimi 🙄 ☕
Kırık bir kalp, Daha kaç kez atmak için Devasa bir ana şahit olmak ister? ​Geceler gündüze eşlik etmekten yorulur mu? Ya sen izlerime... ​Beni gündüzlerde ara, Şafak vakti bak gözlerime, Umuda fırça atan hırçın hislerime, Geceleri perde gibi örten bedenime. ​Kaç yaş döküldü ıslak bedenime, Kaç yastık ıslandı sensiz gecelerde? Büyüdüm sandığım her bir anım, Vuruldu binbir heceyle. ​Bir yanım rengini kaybetmiş sanki, Bir yanım gözünün görmediğini arayan gece. ​Vazgeç elemden, Karalar bağlama yüreğine, Vakitlerden öyle bir vakit seç ki, Döküleyim sensizliğe.. ​ 17/6/2026 Pınar PEKĞÖZ
Reklam
Reklam