1407. Fedâle İbni Ubeyd radıyallahu anh şöyle dedi:  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazdan sonra Allah’a hamd etmeden, Peygamber  aleyhisselâm’a salâtü selâm getirmeden dua eden bir adamı işitti. Bunun üzerine: “Bu adam acele etti” buyurdu. Sonra o adamı yanına çağırdı. Ona veya bir başkasına şöyle buyurdu: “Biriniz dua edeceği zaman önce Allah Teâlâ’ya hamdü senâ etsin, sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e salâtü selâm getirsin. Daha sonra da dilediği şekilde dua etsin.” Ebû Dâvûd, Vitir 23. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 65; Nesâî, Sehv 48 
Humeynî - İran - Şia
Son olarak Humeynî ve bugünkü İran hakkında kısa ve umûmî bir değerlendirme ile bahse son verelim: Hiç şüphesiz, Humeynî Hareketi'nin ve bugünkü İran idarecilerinin icraatlarında takdir edilecek cihetler vardır. Bunlar, tesettüre riâyet olunmasını sağlamaları, İslâm'ın haram kıldığı davranışları fiilen ve kanunen yasaklamaları gibi şeylerdir. Ancak onların yanlışları yanında, bunlar, devede kulak kalmaktadır. Bu yanlışları şöyle sıralayabiliriz: 1-Propagandalarında her vesîle ile: "-Mezhepçilik yapmıyoruz. Mezhep önemli değil, önemli olan İslâm'dır!" derler. Derler, amma mezhepçiliği, Humeynî Hareketi'nden sonra kabul ettikleri anayasalarına koymuşlardır. Sünnîlerin İran'ı idâre hakkı olmadığını, anayasa ile tescil etmişlerdir. İran'dan başka hangi ülke anayasasında mezhebe yer vermiştir?! Hem anayasa ile mezhepçilik tescil edilecek, hem de mezhepçilik yapmıyoruz diye propaganda yapılacak!.. Bu, bir tezat değil mi?! 2-Humeynî ve bugünkü İran idarecilerine göre, Kur'ân değiştirilmiştir. "Asıl Kur'ân, "Mushaf-ı Fatımadır ki, şimdi mevcud olan Kur'ân'ın üç misli idi." derler. "Cebrail'in Hz. Peygamber'e getirdiği on yedi bin âyetti. " iddiasında bulunurlar, "Bakara Sûresi'nin 23. âyetinde "Hz. Ali"nin adı vardı." diyorlar. "Asıl Kur'ân'da Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in isimlerinin mevcud olduğunu, bunların Hz. Osman tarafından çıkarıldığını" söylerler. Şöyle diyen olabilir: "-el-Kâfi'de böyle yazılı olabilir. Ama Humeynî, böylesi sapık iddiaları kabul etmemiştir. Gerçek böyle değildir!.. Bütün şiîler, Buhârî, Müslim gibi sahih hadis kitaplarını kabul etmezler, ama en kuvvetli mercîlerden biri olarak "el-Kâfi"yi görürler. Humeynî de bu kitabı bizzat kaynak olarak göstermektedir. 3-İmamlarını, peygamberlerden ve mukarreb meleklerden üstün
Sayfa 218·Kitabı okuyor
Din
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hemd û sena û şukranî Ji bo wî xaliqê rehmanî Ku fesahat û beyan daye lîsanî Lîsan daye însanî
Sayfa 15 - Weşanên Zîz·Kitabı okudu
Kurdî
“Şüphe, zihne yerleştiğinde güven yavaş yavaş uzaklaşır ve kaybolurdu.”
Sayfa 335·Kitabı okudu
Bir Mün'im-i Kerim, maddî ve manevî nimetlerin lezizleriyle onu perverde ediyor. O da ona mukabil; fiiliyle, haliyle, kàliyle, hattâ elinden gelse bütün hâsseleri ile, cihazatı ile şükür ve hamd ü sena eder. Sözler - 329
Muhkem kaleleri birbiri ardınca ele geçirilen İran toprakları tamamen fethedilip, İran hükümdarı Yezdicerd Fergana’ya kaçtıktan sonra, fetih haberi ve ganimetler Hz. Ömer (r.a)’a geldi. Halife mescidde minbere çıktı; fetih haberinin anlatıldığı mektup bir kere de cemaat huzurunda okundu. Ardından Hz. Ömer (r.a) ayağa kalkarak şunları söyledi: Allah Teâlâ’ya hamd ü senâ ve Resûlü’ne salât ve selâmdan sonra... Muhakkak ki Allah Teâlâ Hz. Muhammed (s.a.v)’i hidâyet ile gönderdi. O’na tâbi olanlara karşılığın hemen verileni de, daha sonra verilecek olanını da, dünyanın ve ahiretin hayrı olarak vaat etti ve şöyle buyurdu: “O Allah ki, dinini bütün (bâtıl) dinlere üstün kılmak için Resûlü’nü hidâyet ve Hak Din ile gönderdi; isterlerse müşrikler hoşlanmasınlar” (9/et-Tevbe, 33; 61/es-Saff, 9). Hamd, vaadini yerine getiren ve kuluna zafer nasip eden Allah’a... Allah Mecûsîlerin mülk ve devletlerini helâk etti, topluluklarını dağıttı. Artık onlar memleketlerinde Müslümanlara zarar verecekleri bir karışlık yere dahi sahip değiller. Dikkat edin! Allah, nasıl hareket edeceğinize bakmak için sizi onların toprağına, memleketine, mallarına ve evlatlarına vâris kıldı.