Mebrure, kendi iffetine, namuskârane mukavemetine emindi, fakat şunu biliyor ki, her insanın zaafları ve iradeden mahrum kaldıkları zamanlar var, çok vardır. Her insan bu zamanlarda bir manyetizmacı karşısında şuurunu kaybeden hastaya benzer, kendine malik değildir, düşünemez, düşünse de tabii zevkleriyle mücadele edemez, mücadele etse de galip gelemez.
Bu iki kız için, kalabalık meclisten birdenbire bir sükunete geçiş, bahçenin bu ıssızlığı, gecenin bu renksizliği korkunç, düşündürücü bir şeydi. İkisi de yaşadıkları anın felsefi manasına yükselmek istiyorlardı.
Başımdan o kadar vaka geçti ki etrafımdaki insanlar bana hep tehditkar görünüyorlar, şu çam ağaçları hatta kameriyenin etrafını saran taflanlar bile içime korku veriyor.