İyi ve kötü bir süredir seçkin ve bayağı, efendi ve kötü gibidir. Buna karşılık düşmana kötü gözüyle bakılmaz: misillemede bulunabilir o. Homeros'ta Troyalılar da Yunanlılar da iyidir. Bize zarar verenin değil, horgörülenin kötü olduğu kabul edilir.
Güçlü olanın şükran duymasının nedeni şudur. Ona iyilik yapan, yaptığı iyilikle güçlünün alanına âdeta tecavüz etmiş ve oraya zorla girmiştir: şimdi de güçlü kişi, şükran duyma edimiyle, iyiliği yapanın alanına misilleme amacıyla tecavüz etmektedir. Yumuşak bir intikam biçimidir bu. Güçlü olan, şükran duygusunun hoşnutluğu içinde olmazsa, kendini güçsüz göstermiş olacak ve bundan böyle güçsüz sayılacaktır.
Şimdi zalim olan insanları, eski kültürlerin bugüne kalmış aşamaları olarak kabul etmeliyiz: insanlık coğrafyasının genellikle gizli kalan, daha derinlerdeki formasyonları açığa vurur onlarda. Geri kalmış insanlardır onlar, beyinleri kalıtım sürecindeki tüm olası rastlantılar sayesinde o kadar hassas ve çok yönlü değişmiş değildir. Hepimizin bir zamanlar olduğumuz şeyi gösterirler bize ve dehşete düşürürler bizi.
Bir kimse intikamı adalete tercih ediyorsa, daha eski bir kültürün ölçütüne göre ahlaklıdır, şimdikinin ölçütüne göre ise ahlaka aykırıdır. Demek ki "ahlaka aykırı", bir kimsenin, her bir yeni kültürün getirdiği daha yüksek, daha incelmiş, daha zekice güdüleri henüz yeterince güçlü bir biçimde duyumsamadığını gösteriyor: bir geride kalışı imliyor.