Yaşamın olağan zincirlerinden, artık sadece hep daha iyi bilmek için yaşayacak kadar kurtulmuş olan bir insan, öteki insanların gözünde bir değere sahip şeylerin birçoğundan, hatta hemen hemen hepsinden, hiçbir kıskançlık ve sıkıntı duymadan vazgeçebilmelidir.
Bir soru dilimizin ucuna kadar gelmiştir de sanki dışarı çıkmak istemiyordur: bilinçli olarak hakikat dışında kalınabilir mi? Yoksa, bunu yapmak gerekiyorsa ölümü seçmek daha iyi değil midir
Ne var ki kendini insanlık olarak( ve yalnızca birey olarak değil) tıpkı doğada israf edildiğini gördüğümüz tek tek çiçekler gibi israf edilmiş hissetmek, tüm duyguların üstünde bir duygudur.
Bir insan hakkındaki hiçbir deneyim, insan bize ne kadar yakın durursa dursun, onu tümüyle değerlendirmemizde mantıklı olarak haklı olacağımız kadar eksiksiz değildir; tüm değerlendirmeler acelecidirler ve öyle olmak zorundadırlar. Sonuçta, kullandığımız ölçüt değiştirilemez bir büyüklük değil, kendi özümüzdür, bizim ruh hallerimiz ve yalpalamalarımız vardır.