Karakteri değişken olan şey mutlak değildir, bu yüzden çarçabuk gelip geçen ve kendi sonunu getiren bir şeyin gerçek bir varlığının olması mümkün değildir, nitekim haz biteceği yere ilerler ve başlar başlamaz sonunu arar.
Dolayısıyla istese de istemese de, bir insanın yaşamına daimî bir neşenin ve kendi derinliğinden gelen soylu bir mutluluğun dahil olması öyle temel bir zorunluluktur ki, insan ancak bu sayede kendinde bulunan şeylerden keyif duyar ve sahip olduklarından fazlasını istemez.
Ancak bir rehberi değil, aksine farklı yönlere çağıran insanların gürültüsünü ve çığlığını izleyerek, amaçsızca dolaştığımız sürece, gece gündüz iyi bir zihin için uğraşıp didinsek bile, kısa yaşamımız hatalar içinde tükenip gidecektir.